10 Kasım 1938’e Kadar: Atatürk’ün Hayatındaki Önemli Şehirler

10 Kasım günü kaybetmiş olsak da hala yüreğimizde derin sevgisi ve akıllarımızda fikirleriyle yaşayan Atatürk’ün hayatındaki önemli şehirleri yazdık…

Dünyaya gözlerini açtığı gün aslında Türk ulusu adım adım kurtuluşuna doğru yürümeye başlamıştı. Bütün yaşamı boyunca istiklal uğruna savaşan ve mücadelesini kazandıktan sonra bile büyük bir bağlılık duyduğu Türk milletinin ilerlemesi için her türlü girişimde bulunan Atamız’ın hayatında yer etmiş olan şehirlerden bahsederek onu anmak istedik.

Selanik

Atatürk 1881 yılında gözlerini Selanik’te dünyaya açtı. Aynı zamanda bütün orta öğretimini de yine Selanik’te gördü. Atatürk’ün geniş vizyonunun temelinin Selanik’e dayandığını söylemek belki de yanlış olmaz. Önemli ticaret kentlerinden biri olan Selanik aynı zamanda etnik bir çeşitliliğe de sahipti. O yıllarda da Osmanlı’nın Batı’ya açılan yüzü olması sayesinde özgürlüğün çok daha yoğun hissedildiği bir kentti. Basın ve yayın organlarının çok geniş bir çeşitlilikte olması, insanlarının Avrupai perspektifi Selanik’i yalnızca Atatürk’ün doğduğu değil, çocukluk yıllarında kazanmış olabileceği perspektifler açısından da değerli kılıyor. Ayrıca 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nde onun doğduğu şehire değinmeden geçemezdik.

Manastır

Atatürk, orta okul eğitimini geçirdiği Selanik Askeri Rüştiyesi’nden sonra liseyi okumak için Manastır’a geldi. Arnavutluk, Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan tarafından çevrelenmiş olan Manastır hem Makedonya’nın askeri merkeziydi hem de stratejik bir öneme sahipti. Manastır Askeri İdadisi’ne kaydolan Atatürk, kendi siyasi, askeri ve kültürel kişiliğinin de temellerini atmaya başlamıştı. Bu dönemlerde Osmanlı’nın içinde bulunduğu siyasi zorluklar da Mustafa Kemal’in bu meselelere olan ilgisini artırdı ve 10 Kasım 1938 tarihinde gözlerini yumana kadar hayatının odağı oldu. Aynı zamanda Manastır, Atatürk’ün fikri hayatının da oluşması için uygun zemini oluşturdu. Namık Kemal, Tevfik Fikret ile tanışması ve tarih öğretmeni sayesinde tarihe olan ilgisinin artması fikri donanımını geliştirmesine yardımcı oldu.

İstanbul

Atatürk, 1899’da Harp Okulu’na girdi ve İstanbul’a da adımını atmış oldu. Harp Okulu yılları boyunca Galata ve Beyoğlu civarı Avrupa kültürünün baskın olarak hissedildiği yerlerdi. Edebiyatın varlığı ve sanatsal faaliyetlerin daha sık görüldüğü bu yerlerde Atatürk’ün Batı ile ilgili perspektifi de daha çok gelişti. II. Abdülhamit’in baskısının en çok hissedildiği İstanbul’da Atatürk, kendi vizyonunu geliştirecek olan noktaları bulabilmişti. İstanbul, Kurtuluş Savaşı’nın temellerinin atılması bakımından da Atatürk’ün ve tüm Türk milletinin hayatında önemli bir yer edinmişti. “Geldikleri gibi giderler” sözünü burada söylemiş olan Atatürk, 10 Kasım sabahı yaşama gözlerini de yine burada yumdu.

Sofya

Sofya, burada ateşelik görevine de atanan Mustafa Kemal’in hayatındaki bir diğer önemli şehir. Sofya, Atatürk’ün siyasi misyonunu şekillendiren ve güçlendiren bir yer oldu. Burada Batı’nın kültürüyle çok daha yakından tanışma fırsatı buldu. Devlet adamlarının düzenlediği balolar, verdiği davetler Avrupa kültürünün nasıl yaşandığı ve neler sunduğu hakkında derinlemesine bir gözlem imkanı sundu. Aynı zamanda Avrupalı devlet adamlarıyla katıldığı görüşmelerde onların siyasi görüşlerini ve siyaset bakış açılarını yakından tanıma fırsatı buldu. 1 sene boyunca yaptığı ateşelik görevi TBMM’nin açılması için de kafasındaki fikirlerin daha iyi oluşmasını sağlamıştır.

Elbette 10 Kasım günü hayata gözlerini yumana kadar özellikle Anadolu’nun hemen her şehrinde bulundu. Atatürk’ü saygı ve özlemle anıyoruz…

İlginizi Çekebilir :  Yurt dışından Gelen Telefon Nasıl Kaydettirilir?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir