Asya’nın incisi Sri Lanka izlenimleri

Sri Lanka Deneyimlerim

Sri Lanka gezim için Amsterdam’dan Hindistan Mumbai aktarmasıyla Sri Lanka’nın başkenti Colombo’ya ulaşmıştım. Buradan Sri Lanka’da ki ilk durağım olan ve ülkenin bakır renkteki kumsallarıyla ünlü balıkçı kasabası Negombo‘ya hareket ettim. Burada bakır renkteki kumsallarda kurutulan çeşit çeşit balıkları inceledim. Merkezdeki Budist tapınaklarını ve camileri ziyaret ederek Hollanda kolonisine ait ünlü Dutch Kanalı’ndan tekneyle Negombo Gölü‘ne açıldım. Burada göldeki balıkçı çiftliklerine misafir oldum.

Ertesi gün Negombo şehrinden ayrılarak Polonnaruwa şehrine doğru hareket ettim. Dört saat yol aldıktan sonra güzergahımın üzerindeki Sri Lanka’nın taştan kalesi, ormanın içinde göğe yükselen aslan Sigirya‘nın 1000’i aşan basamaklarını 35 derece sıcağa ve sırtımdaki ekipmanlarımın ağır yüküne rağmen tek tek çıktım ve zirveye ulaştım. Böylece Unesco Dünya Mirası Listesi’nde ki bir yeri daha görmüş oldum. (Geçen sene Peru’da Machu Picchu‘ya gitmiştim.)

Sri Lanka’daki üçüncü günümde ise Polonnaruwa şehrini gezerek geçirdim. Öğle saatlerinde Habarana yakınlarında ki bir köyde öğlen yemeğimi yedikten sonra Hurulu Eco Park’taki filleri gözlemlemek için jeep safarisi yaptım.

Ertesi gün sabahleyin Polonnaruwa‘dan ateşte yürüyenlerin ve güzel tapınakların şehri Kandy‘ye hareket ettim. İlk olarak yolda Habarana Gölü kıyısındaki fil turu merkezine uğrayarak buradaki beş ton ağırlığında 35 yaşındaki fil Kandula ile Habarana Gölü etrafını turladım.

Sonrasında Dambulla‘daki altın tapınaktaki 30 metrelik altın renkteki budha heykelini ziyaret ettim.

Sonrasında Kandy şehrinden Pinnawela şehrindeki dünyanın ilk ve tek fil yetimhanesi olan Pinnawela Fil Yetimhanesi’ne gittim. Yetimhanedeki bebek fillerin beslenme saatlerinde nasıl beslendiklerini gözlemledim.

Kandy‘deki son akşamımı ateşte yürüyenlerin ve güzel tapınakların şehri Kandy’ye yakışır bir şekilde geçirmek için şehrin kültür merkezindeki muhteşem dans gösterisini izledim.
Ertesi sabah Kandy’den yola çıkarak seylan çayı denince ilk akla gelen, çay cenneti Nuwara Eliya şehrine yol aldım.
Yol üzerinde ilk olarak içinde 4000’den fazla çeşit orkide, baharat, ilaç özelliği olan bitki ve palmiye ağaçlarıyla dolu Kraliyet Botanik Bahçeleri‘ni ziyaret ettim. Sonrasında Nuwara Eliya
yakınlarındaki Glenloch adındaki bir çay fabrikasını ziyaret ederek bütün seylan çayı çeşitlerini yerinde tek tek tattım.
7 yıldır dünyayı karış karış geziyorum ama ilk defa bir seyahatim bir bayram gününe denk geldi. Evet, takvimler 23 Nisan‘ı gösteriyordu. Ben Asya’nın incisi Sri Lanka‘dayım. Bu anlamlı günde
Kraliyet Botanik Bahçeleri’ni gezen minikleri “AYUBOWAN” diyerek selamlayarak onları 23 Nisan ile ilgili bilgi verdikten sonra o anı muhteşem bir fotoğraf karesiyle taçlandırdım.

İlginizi Çekebilir :  400 Yıllık Emek: Çin’in Longmen Mağaraları

Ertesi gün erkenden, sabah saat 05.00’te Nuwara Eliya‘dan Horton Ovaları Ulusal Parkı‘na hareket ettim. Sambar geyikleri ile 87 kuş türünü gözlemlediğim parkta 10 kilometre yürüyerek (gidiş-geliş) ‘Dünyanın Sonu‘ tepesine ulaştım ve Sri Lanka yeşilinin muhteşem manzarasını
tepeden izledim.

Öğlenden sonra ise Nanu Oya Tren İstasyonu’na giderek Ella‘ya giden treni bindim. Dünyanın en güzel tren yolculuklarından biriydi. Halı gibi serilmiş çay bahçelerin ve şelale manzaraları eşliğinde Ella’ya ulaştım. Ella’da Küçük Adem Tepesi olarak bilinen 1000 metre yükseklikteki, 2200 rakımlı tepeye çıkarak Sri Lanka’nın muhteşem yeşil bitki örtüsünü tepeden izledim. Parkurumun başında çay bahçelerine ziyaret ederek köylülerin çayları nasıl topladıklarını gözlemledim.
Sonrasında Sri Lanka’da ki son 2 günümü geçirmek için başkent Colombo‘ya geri geldim. Başkentte önce şehrin göbeğindeki Beira Gölü‘nü, camileri, tapınakları, şehrin Hint Okyanusu
kıyılarındaki Galle Face sahilini gezdim. ve bir macera dolu seyahatimin de bu şekilde sonlandırmış oldum…

Mehmet Han

İnstagram: @wwwmehmethancom

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir