atina-akropolisi hakkında bilinmesi gerekenler

Atina Akropolisi Tarihi Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey

Dünyanın en meşhur akropolisi olan Atina Akropolisi hakkında bilgi almak isteyenler buyursunlar…

Antik çağlardaki şehirleşmenin en merkezi noktasını oluşturan akropolisler arasındaki en bilineni olan Atina Akropolisi günümüzde çeşitli restorasyon çalışmaları sayesinde hala varlığını koruyor. Binlerce yıl öncesinden gelen varlığı her ne kadar deforme olmuş olsa da görenler için büyüleyici bir güzelliğe sahip. Özellikle tarihi yapılardan hoşlanan her gezginin durağı olan Atina Akropolisi bilmeyenler ya da daha fazlasını bilmek isteyenler için yazdık!

Akropolis Nedir?

Önce bu sorunun cevabını bilmekte fayda var; Yunanca’da yüksek anlamına gelen “Akros” ve şehir anlamına gelen “Polis” sözcüklerinden türetilmiş bir kelimedir. Kelimenin tam anlamıyla da şehrin en yüksek yerine inşa edilirdi.

Eski antik şehirlerin en yüksek tepesinde bulunan Akropolis içinde idari, askeri ve dini yapılar yer alırdı. Etrafı kale gibi çevrili olan akropolislerin askeri ve dini açıdan da yüksekte konumlanması gibi sebepleri vardı. Bunlar arasındaki en meşhur olan ise Atina Akropolisi idi.

Şehrin Zirvesindeki Antik Yapı

M.Ö. 5. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen akropolis Attike Ovası’nda bulunuyor. Deniz seviyesinden 152 metre yükseklikte konumlandırılan akropolis Tanrıça Athena’nın evi olarak görülüyordu. Zaten o zamanlar Tanrıça Athena da şehrin koruyucu tanrıçası olarak kabul ediliyordu.

Akropolis içinde yer alan her şey dini açıdan olduğu kadar askeri açıdan da önemliydi. Çünkü savaş gibi olası tehditlerin gerçekleşmesi halinde koruyucu bir işlev görebiliyordu. Sığınmanın dışında, bütün şehrin görüşüne hakim olunacak bir noktada konumlandırılması savunma için de iyi bir merkez noktası niteliğine sahip olmasını sağlıyordu. Ayrıca kente ait olan hazinenin de burada saklanması siyasi bir misyon da yüklüyordu.

Atina Akropolisi tarihi sadece sistemli bir düzen içinde mimari bir güzellikle var olmaktan ibaret değildir. Hiç bitmeyen savaşlar zamanının içinden geçmiş olan akropolis zaman içinde değişip dönüşmüştür.

Savaştan Yeni Bir Şehir Doğuyor

Ne demişler, sevgili gezginler, bir musibet bin nasihattan iyidir. İşte, M.Ö. 480 yılında gerçekleşen Pers saldırısı da böyle öğretici bir musibet olmuş. Pers ordusu ağır bir tahribat yaratmış olsa bile donanmalarının Themistokles kumandanlığında, Salamis’te geri püskürtülmesi Yunanlılar için büyük bir prestij sağlamıştır. Ancak bu prestijin haklı gururunun tadını çıkarmak yerine Yunanlılar, Doğu’dan gelecek olan yeni bir saldırıya hazırlanmaya başlamışlar. Bu hazırlıklar sırasında yavaş yavaş Atina egemen konuma geldi. Savaş için oluşturulan ihtiyaç fonu güvenlik gerekçesi ile Atina’ya sevk edildi. Perslerin saldırıp yağmalamasının ardından ise savaşa karşı hazır bulunmak üzere bir araya gelen bütün birlikler için değil, Atina Akropolisi’nin inşası için kullanıldı.

Şehirleşmenin İlk Adımları

Persler’e karşı birliği sağlamayı başaracak kadar akıllı bir kumandan olan Perikles akropolis için de harekete geçti. Şehirleşmenin ilk adımlarının atılmasını sağlayan Perikles sayesinde akropolisin mimarisine de çeşitli eklemeler yapıldı.

Parthenon

Athena adına yaptırılan tapınaktır. M.Ö. 430’lu yıllarda yapımına başlanmış. O zamanın şartları göz önüne alındığında 5 – 6 yıl gibi kısa bir süre içinde yapımı tamamlanmış. Tapınağın içerisinde ise daha çok Athena’ya ait mitosları anlatan heykeller bulunuyormuş. Tabii, günümüze gelene kadar aldığı tahribattan sonra bunları görebilmek mümkün olmasa da hala ziyaretçilerin akın akın gittiği bir nokta. Antik Yunan’dan sonra Hristiyanlık zamanında kilise, Osmanlılar zamanında ise cami olarak kullanılmış.

Propylaion

Burası M.Ö. 420’lerde yapımına başlanmış. Güney yamacı kısmında, Dionyssos Tiyatrosu’nun orada bulunuyor.Aslında akropolisin giriş kapısı olma özelliğini taşıyor sadece. Buna rağmen Antik Yunan’daki mimari ve estetik anlayışı göz önünde bulundurunca, ne kadar özenli bir yapı olduğunu tahmin etmek zor değil. Ne yazık ki bu güzel yapıdan günümüze pek fazla bir şey kalmadı.

Erekhtheion

Tapınağın yapımı M.Ö. 420leri buluyor ve yüzyılın neredeyse sonuna kadar da devam ediyor. Bulunduğu yer ise akropolisin en kutsal yeri. Kutsal oluşu da efsanelerden geliyor: Athena ve Poseidon arasında bir yarış yapılıyor ki kazananı şehrin koruyucusu olacak. Poseidon vuruyor önce asasını yere; su fışkırıyor ancak su tuzlanıyor. Önce sevinen halk sonra hemen ilgisini kaybediyor ve Athena’ya dönüyor. Athena da Poseidon’dan aşağı kalmadan asasını yere vuruyor ve anında bir zeytin ağacı bitiyor topraktan. Barışın ve huzurun simgesini halk hemen benimsiyor ve şehir Athena’ya adanıyor. Efsanedeki zeytin ağacını temsilen aynı yerde bir zeytin ağacı hep duruyor.

Akropolis, Perikles ile başlayan yapılanmalardan ibaret değil. Dionyssos Tiyatrosu, Nike Tapınağı, Odeon of Heredot Atticus da mutlaka görmeniz gereken yerler arasında bulunuyor.

Atina Akrapolisi’ne Nasıl Gidilir?

Atina genel itibariyle yürümeye çok müsait bir şehir. O yüzden kısa yürüyüşlerle bazı yerlere ulaşmanız mümkün. Syntagma Meydanı’na 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunuyor. Bunun dışında Atina’da gezi yapan otobüslerin hepsinin burada durağı var. Siz yerin altından gitmeyi tercih ederseniz kırmızı hat üzerinden giden metronun da akropoliste durağı bulunuyor.

Mimari olarak güzelliği tartışmasız olan Atina Akropolisi tarihi açıdan da oldukça önemli bir yerde. Ne de olsa milattan önce başlamış olan varlığı Yunanlılar, Hristiyanlar, Osmanlılar gibi birçok kültürün içinden geçip günümüze ulaşmış.

UNESCO’nun da Dünya Mirası Listesi’nde bulunan akropolis bugün de oldukça iyi bir şekilde korunuyor ve ziyaretçileri kabul ediyor.

İlginizi Çekebilir :  Gezen de Bilir: Tarihteki Ünlü Seyyahlar

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir