Beyrut Gezi Rehberi

Ortadoğu’nun Paris’i denilen başkent Beyrut’tan merhaba. Bu coğrafyaya ilk ziyaretimi Lübnan’a yaptım ve oldukça güzel bir başlangıç oldu. Arap mutfağının lezzetleriyle çeşnilenen ve Akdeniz güneşiyle renklenen bir Beyrut gezi rehberi sizi bekliyor.

Beyrut; en modern ve özgür Ortadoğu ülkelerinden biri olan Lübnan’ın başkenti ve en büyük şehri. Lübnan Doğu Akdeniz kıyısında boylu boyunca uzanan bir ülke. Kara tarafında Suriye ve İsrail ile sınırı var. Antik çağlardan beri çok önemli limanlara sahip olduğundan dolayı bu topraklar hiç boş kalmamış. Deniz ticaretinde en ileri medeniyetlerden olan Fenikelilerden tutun Babiller, Persler, Romalılar, Yunanlar ve son olarak Osmanlı gibi birçok ülke bu topraklardan geçmiş. Dolayısıyla oldukça zengin kültürel bir mirası var, fakat bunun değerini pek bilmiyorlar.

Ülkenin resmi dili Arapça ve Fransızca, resmi yazışmalar her iki dilde de yapılıyor. Fakat halk İngilizceyi de çok kullanıyor. Eğitime ve dil eğitimine fazlaca önem veriyorlar. Hatta burada bahsettiğim üç dili konuşmak zaten olağan bir şey olduğundan, pek de ayrıcalık yaratmıyor. Ülkenin nüfusu 5 milyon civarında olmasına rağmen ülke sınırları dışında 18 milyon Lübnanlının yaşadığı söyleniyor. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Lübnanlılar ülkelerine birçok yatırım yapmış ve tatillerini genellikle Lübnan’da geçiriyorlar. Halkın yüzde 40’ı Hıristiyan, geri kalanı Dürzi ve Müslümanlardan oluşuyor. Birçok yerde kiliseler ile camileri yan yana görebiliyorsunuz. Yakın zamana kadar oldukça şiddetli bir savaşa sahne olmuş, sokaklarda komşularını öldüren halk huzurla birlikte yaşamayı öğrenmeye başlamış gibi görünüyor.

Yıldız meydanı-Arkada Orotodoks kilisesi ve Muhammed camii

Lübnan’ın para birimi Lübnan lirası, ortalama 1 dolar 1500 Lübnan lirası yapıyor. Paranızı liraya çevirmeden dolar ile rahatlıkla alışveriş yapabilirsiniz. Oldukça pahalı bir ülke olduğunu söylemeden de geçmeyeyim.

Beyrut’a İstanbul’dan 2 saatlik bir uçuşla ulaşabilirsiniz. Lübnan; Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Pasaportunuzla kolayca ülkeye giriş yapabilirsiniz fakat İsrail’e giriş-çıkışınız varsa ülkeye almadıklarını duydum. İsrail ile ciddi bir anlaşmazlık içindeler. Savaş zamanlarından kalan husumet daha sakin de olsa hala devam ediyor gibi. Herhangi bir ticaret de yok aralarında. Bunun en güzel yanı bence Lübnan’da her şeyin organik olması. İsrail tohumları ülkeye girmiyor ve marketlerde bizim organik stantlarında ancak bulabildiğimiz şekilsiz ama mis kokulu ve doğal meyve sebzeleri rahatlıkla bulabiliyorsunuz.

Lübnan Mutfağı Hakkında Bilgiler

Beyrut gezi notları arasında şimdi damağınızı şenlendirecek tatlara yer verelim. Lübnan mutfağı gerçekten enfes. Antakya civarını ziyaret ettiyseniz muhtemelen mezelerine bayılmışsınızdır. Buradakiler onları andırıyor ama hormonsuz olduğundan mıdır bilmiyorum çok lezzetli her şey. Mekanlara gittiğinizde kendi hazırladıkları bir menü seçeneği oluyor, ondan isterseniz bütün mezelerden tatma şansınız oluyor. Eğer tek tek canımın istediğini söyleyeyim derseniz daha pahalıya mal oluyor. Mutfakları konusunda tek sinir bozucu şey yemeklerin çok fazla gelmesi. İki kişi oturduğunuz masaya gelen yemeklerle rahatlıkla 5 kişi doyabilir. İnanılmaz bir israf var. Gezinin sonuna doğru bu konuya iyice uyuz olmaya başlamıştım açıkçası. En meşhur birkaç lezzetten bahsetmek gerekirse lebeniye isimli çorbalarını, humusu, tabule salatasını, soğanlı nohut ezmesini, falafeli mutlaka deneyin. Tatlı menüleri bizden çok farklı değil, kadayıflar ve baklavalar var bolca. İçki olarak da yerel biraları Almaza (limonla karıştırdıkları Mexican Almaza da deneyin) ve bizdeki rakının daha yüksek alkollüsü olan arak deneyebilirsiniz. Bir de sabah-öğle-akşam, yemek öncesi-sonrası kısaca her daim nargile içiyorlar. Tütünlerinin kaliteli olduğunu duydum, eğer böyle bir alışkanlığınız varsa burası nargile cenneti.

Lübnan mutfağı

Beyrut Gezilecek Yerler

Başkent Beyrut’ta gezilecek yerler listesi ile Beyrut gezi rehberini biraz genişletelim.

Place de I’etoile (Yıldız Meydanı)

Downtown bölgesinde güzel bir saat kulesinin merkezinde yer aldığı oldukça hoş bu meydanla Beyrut’u gezmeye başlayabilirsiniz. Avrupa’daki küçük, huzurlu, oturup kahve içebileceğiniz meydanları anımsattı bana. Gördüğünüz tüm binaların sarı tonlarında olması Ortadoğu’da olduğunuzu hatırlatan hoş bir detay. 2. Abdülhamid’in tahta geçmesini kutlamak için dikilen saat kulesinin etrafındaki kafelerde oturup meydanın tadını çıkarabilirsiniz.

Yıldız meydanı

St. Georges Ortodoks Katedrali

Yıldız meydanında yer alan bu Ortodox katedrali savaş zamanında neredeyse tamamen harap olmuş. Yakın zamanda restore edilmiş, altında fazla sayıda aziz cenazeleri barındıran bir katedral. Katolik katedrallerinde göremeyeceğiniz ayrıntılı, renkli resimler ve tablolarla süslü içerisi. Duvarının bir köşesi kurşun izleri ile bırakılmış, savaşı unutturmamak için.

Mohammed El Amin Cami

Mohammed Al Amin Camisi

Ülkenin ve şehrin en önemli ve en büyük camisi. Dışarıdan kubbesinin maviliği oldukça farklı görünüyor. Ama içerisi çok çok güzel. Mimarı Sultan Ahmet camisinden esinlenerek yapmış bu camiyi, oldukça benziyor gerçekten. Caminin ön bahçesinde savaş sonrasında ülkeyi iyileştirmek için çok çabalamış olan başbakanları Refik Hariri ve arkadaşlarının mezarları bulunuyor. Caminin içine mutlaka girmelisiniz. Devasa büyüklükte avizeler ve inanılmaz güzellikte boyamalar var. Girince bir köşeye oturup izleyeceksinizdir muhtemelen.

Mohammed Al Amin Camisi

Camiden denize doğru baktığınızda göreceğiniz Des Martyrs anıtı Lübnan için önemli bir sembol. İç savaş sırasında aldığı hasar onarılmadan bırakılmış. Heykelin kolu kopmuş ve üzerinde birçok mermi izi var. Ayrıca şehri gezerken de modern binaların arasında üzeri mermi izleriyle dolu harabe binalar görebilirsiniz. Yine aynı amaçla savaşı unutmamak için öylece bırakılmışlar.

Roman Remains (Roma Kalıntıları)

Mohammed Al Amin camisi yakınlarında Roma hamamı kalıntıları görebilirsiniz. Oldukça yakın zamanlarda gün yüzüne çıkarılmış kalıntılar bunlar. Tarihi dokuya sahip çıkmaya ve ortaya çıkartmaya çalışıyorlar.

Beirut Souks

Bu bölgede dünyanın en pahalı mağazaları var. Şehrin en önde gelen alışveriş bölgesi. Ben pek sevmediğimden fazlaca vakit geçirmedim fakat büyükçe bir avm ve onlarca mağaza var.

Pigeon Rocks (Güvercin Kayalıkları)

Güvercin Kayalıkları

Güzel bir akşamüzeri günü buradaki kafede oturup nargilenizi tüttürerek ve Akdeniz’i izleyerek batırabilirsiniz. Kayalıkların çok esprisi yok aslında. Her şehirde trajik hikayelerin anlatıldığı bir yer vardır ya, burası da öyle. Rehberimiz eskiden farklı dinden olan aşıkların kavuşamadıkları için buraya gelip intihar ettiklerini anlattı. Efsane midir gerçek mi bilinmez. Ama manzara kesinlikle güzel.

İlginizi Çekebilir :  Japonya Kalabileceğiniz Ekonomik Otel Önerileri

Hamra Sokak

Şehrin en işlek caddelerinden biri, buranın İstiklal Caddesi olarak biliniyor. Fakat beklentinizi minimum seviyede tutun. Bence bir numarası yok. Cafe Hamra isminde bir yeri gözüme kestirip oturdum, oldukça güzeldi menüsü ve ortamı. Orayı tavsiye edebilirim yalnızca.

Zaitunay Bay

Beyrut’un marina bölgesi burası, İstanbul’daki marinalarda olduğu gibi birçok kafe restoran bulunuyor. İsterseniz oturup bir şeyler içebilir isterseniz deniz kenarında yürüyüş yapabilirsiniz. Fakat yürüyüş yaparken sadece deniz tarafına bakmanızı tavsiye ederim, diğer yön çok ama çok çirkin görünüyor. En az 30 katlı binalar, oteller yükselmeye başlıyor denizin hemen kıyısından ve hiç iç açıcı bir şehir görüntüsü vermiyor ne yazık ki.

Beyrut’u gezmeyi iyi bir planlamayla bir günde bitirebilirsiniz. Şimdi biraz da Beyrut dışına çıkarak civarda görülmesi gereken yerler ile Beyrut gezi rehberine devam ediyoruz.

Jeita Grotto (Jeita Mağarası)

Jeita Grotto

Beyrut’un 20 km dışında bu mağaraya gelmek ve çevredeki diğer şeyleri de görmek için dilerseniz taksi kiralayabilirsiniz. Lübnan’da toplu taşıma aracı yok. Her yere taksiyle gitmek zorundasınız ve sıkı bir pazarlıkla. Daha ekonomik olan yolu ise otelinizin ayarlayabileceği turlar olabilir. Benim de yazımda bahsedeceğim Byblos, Baalbek, Harisssa, Jeita gibi yerleri gezdiren turlar satın alabilirsiniz.

Jeita mağarası Köpek nehrinin kenarındaki kocaman yemyeşil vadinin içinde yer alıyor. Giriş biletlerinizi aldıktan sonra teleferiğe binip üst mağaraya çıkıyorsunuz. 1800’lü yıllarda bulunmuş olan mağara hayatınızda gördüğünüz en güzel ve en farklı mağara olacak, emin olabilirsiniz. Girmeden telefonlarınızı kilitli dolaplara bırakmanız isteniyor, içeride görüntü almak yasak ve ciddi bir para cezası var. Üst mağarayı yürüyerek geziyorsunuz. Buradaki sarkıt ve dikitlerin dünyada tek olduğunu söyledi rehberimiz. Mağarada içerilere doğru ilerledikçe oksijen azalıyor ve daha zor nefes almaya başlıyorsunuz.

Jeita üst mağara

Üst mağarayı gezmeyi bitirdikten sonra alt mağaraya geçiyorsunuz ki burası da ayrı bir muazzam. Küçük teknelere binip geziyorsunuz alt mağarayı, üstteki kadar olmasa da sarkıt ve dikitleri gözlemleyip buz gibi suyun içinde yol almak zamanı bir süre için durduruyor. Gerçekten çok farklı bir deneyimdi.

Jeita alt mağara

Harissa

Meryem Ana Heykeli-Harissa

Burada Lübnan’a ve Akdeniz’e 500 metre yükseklikteki tepeden bakan büyük bir Meryem Ana heykeli var. Teleferiklerle çıkabilir ve inebilirsiniz. Küçücük eski gıcırdayan teleferikte uçsuz bucaksız Akdeniz manzarasını ve Lübnan’ı izleyerek yapılan bu yolculuk keyifliydi. Tepede büyük bir Meryem Ana heykeli ve heykelin altında küçücük bir kilisesi var. Heykele doğru merdivenleri tırmanıp manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Harissa teleferik

Ayrıca burada yeni yapılan devasa bir kilise de var. Ben gittiğimde açık değildi, içeri giremedim fakat dışı da oldukça enteresandı. Fenikelilerin deniz ticaretinde sembolleşmelerinden etkilenerek ters dönmüş gemi omurgası havası verilmiş kiliseye. 6000 kişinin aynı anda ibadet edebileceği kadar büyük olan bu kilisede papazın durduğu yerin hemen arkasında devasa bir pencere var. Akşam ayinlerinde ışıklandırılan Meryem Ana heykeli sanki gökyüzünden kilisenin içine bakıyormuş gibi bir görüntü oluşuyormuş. Zamanınız olursa bence görün.

Harissa

Byblos

Harissa’dan 25 km uzaklıktaki Byblos kenti ülkenin en eski şehirlerinden biri. Unesco Dünya Mirası listesine girmiş binlerce yıllık tarihe sahip bir liman kenti Byblos. Ara sokaklarda çok şirin restoranları var, yemek yiyebilir veya bir şeyler içebilirsiniz. Deniz kenarında ünlü restoran Chez Pepe bulunuyor. Zamanında Akdeniz’e dalışlar yapıp birçok kalıntı çıkarmış Pepe’nin yarı müze yarı restoran olan mekanı. Fiyatlar Lübnan genelinde olduğu gibi pahalı.

Byblos limanı ve sedir ağaçlı Lübnan bayrağı

Byblos tarihin en önemli limanlarından birine ev sahipliği yapıyor, Fenikeliler buradaki limandan ilk defa denize açılmışlar. Sonrasında da birçok medeniyet Byblos’a yerleşip bir süre burada yaşamış. Ayrıca İncil (Bible) ismini buradan aldığı söyleniyor.

Byblos limanı

Baalbek-Ksara

Baalbek ülkenin en eski şehirlerinden biri. Baalbek-Ksara-Anjar için ayrı bir tur satın almanız gerekiyor. Çünkü Byblos-Harissa-Jeita gibi tam gününüzü kaplayan bir tur olacak bu da.

Ksara

Baalbek’e giderken Ksara bölgesinde bulunan hoş bir şarap mahzeninde mola verebilirsiniz. Beyrut’a 45 km uzaklıkta bir yer burası. BekaaVadisi’nin dünyaca verimli topraklarında yetişen üzümleriyle yapılan şarapları tadabilir ve satın alabilirsiniz. Caves de Ksara isminde bir şarap mahzenine girdim ben. Isının hiç değişmediği 2 km’lik bir mağarada binlerce fıçı ve şişede mayalanan şarapları gezdiriyor rehber size. Mahzene inmeden kısa bir video ile bilgi veriliyor üzümler ve şaraplar hakkında. Gezi bittikten sonra da şarap tadımı ve satışı yapılıyor. Buradaki şarap mağarası köylülerin tavuklarını yakalayıp kaçan bir tilkiyi takip etmeleri sonucu keşfedilmiş ve o günden sonra etrafına şarap fabrikaları kurularak üretime başlanmış.

Ksara

Baalbek ise Ortadoğu’nun en büyük ve en iyi korunmuş Roma kalıntılarını barındırıyor. İçinde 9000 yıllık tarihe sahip Venüs, Jüpiter ve  Baküs Tapınaklarının olduğu kocaman bir alana yayılmış  kalıntılar. Baküs Tapınağı hariç diğerleri epey zarar görmüş ama yine de muazzam görünüyor.

Jüpiter tapınağı

Özellikle Jüpiter Tapınağı’nın giriş kısmındaki hegzagonal salon ile ilgili rehberimizin anlattığı ve sonradan araştırdığımda hakkında birçok tartışmanın olduğu bir konu var. Eski Lübnan paralarının üstünde bu salonun ortasında uzay gemisine benzer bir şeyin durduğu görülüyor. Ayrıca Baalbekte en yakın taş ocağına onlarca km uzaklıkta devasa taş kütlelerinden yapılmış duvarlar ve platformlar mevcut. Bazılarını şu an en son teknolojiyle yapılan vinçlerin bile kaldıramadığı söyleniyor. (İlginizi çekerse şu bağlantıdan https://www.youtube.com/watch?v=puLoRYg_WF8 izleyebilirsiniz)

Baalbek

Ayrıca Baalbek’e giderken yol üzerinde Hamile Kadın Kayası adında kocaman bir taş kütlesi var. Oraya nasıl taşındığı hakkında bilgi yok. Civar şehirlerden hamile kalmak isteyen kadınların ona dokunduğunda hamile kalacağına inandıkları için bu isim verilmiş.

Hamile Kadın Kayası

Anjar

Beka Vadisi’nin Suriye sınırında bulunan bir antik kent burası. Ermenilerin yaşadığı bir bölge. Kazıları halen devam ediyor ve buradaki kalıntıların ne olduğu tartışmaları da halen devam ediyor. Rehberimiz burasının binlerce yıl önce açık bir alışveriş merkezi görünümüne sahip olduğunu söyledi. Yan yana konumlanmış bir sürü küçük oda ve meydanlar var. Ama ne amaçla inşa edildiğine dair kesin bir bilgi yok. Çünkü yapımı tamamlanmamış.

Anjar

Bence Beyrut gezi rehberine bunları eklemeden dönme;

  • Lübnan mutfağının lezzetleriyle tanışmadan
  • Dünyanın en güzel mağarası Jeita’yı görmeden
  • Nargile içiyorsanız bir de burada denemeden
  • Akdeniz manzarası boyunca sahilde keyifli yürüyüşler yapmadan dönmeyin.

Keyifli keşiflerde buluşmak dileğiyle. Bol seyahatler dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir