Bosna Hersek Gezi Rehberi

Balkan ülkeleri arasında beni en çok etkileyen ülkeydi Bosna Hersek. Belki yakın zamanda yaşadığı büyük acılardan, belki de acılarıyla yaşamayı öğrenmiş dimdik ve güzel duruşundan kaynaklanıyor bu hislerim. Hem bize hem de Avrupa’ya böylesine yakın olup günümüze çok da uzak olmayan bir tarihte yaşadığı dayanılmaz savaşın bıraktıklarıyla dolu bu ülkeyi gezerken hüzünlenmemeniz mümkün değil. Ayrıca gitmeden önce Bosna’yı ve savaşı en iyi anlatan yapıtlardan “Twice Born” ve “In the Land of Blood and Honey” filmlerini izlemenizi,  Ayşe Kulin’in “Sevdalinka” ve İvo Andriç’in “Drina Köprüsü”  kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.

Bosna Hersek Türkiye’ye vize uygulamayan bir ülke, o nedenle uçak biletinizi alıp vize işleriyle uğraşmadan kolaylıkla seyahat edebilirsiniz. Para birimi KM, fakat birçok yerde euro da kullanabilirsiniz. Başkenti Saraybosna olan bu güzel ülkenin nüfusu üç buçuk milyon civarında. Ülkede Boşnakça, Hırvatça ve Sırpça konuşuluyor. Halkın ortalama yarısını Boşnaklar oluşturuyor, Sırplar ve Hırvatlar ise kalan nüfusu oluşturuyor.

Yazılarımda mevsim önerisi vermeyi pek sevmiyorum fakat kışlarının biraz sert geçtiğini ve yazlarının oldukça sıcak olduğunu belirteyim. Ben gezimi Temmuz başında yaptım, sıcaktı fakat geziyi engelleyen veya keyifsizleştiren bir durum yoktu. Temmuz sonu ve Ağustos belki sıcaklar açısından biraz zorlayabilir. İmkanınız varsa bahar ayları da keyifli olacaktır.

En bilinen turistik yeri Mostar Köprüsü dışında görülmesi gereken birçok güzel noktası var Bosna’nın. Biz Bosna Hersek gezi rehberimize Saraybosna ile başlayalım.

Saraybosna

Saraybosna 1990’larda 4 yıl boyunca Sırp işgali altında kalmış olan savaştan en çok etkilenen yerlerden biri. Şehre girer girmez sağ tarafımda bomba atılmış ve yarısı yıkılmış koca bir bina gördüm. Binanın yaşlıların bakıldığı huzurevi tarzında bir yer olduğunu öğrenmemle birlikte gözlerim dolu ve Saraybosna gezisi boyunca gözlerdeki doluluk öylece kaldı.

Şehirdeki birçok binanın üzerinde savaş zamanından kalma mermi izleri duruyor. Özellikle yok etmek istememişler, savaşı ve yaşanan acıları unutmamak için. Şehrin birçok yerinde Saraybosna gülü adını verdikleri kırmızı boyalı işaretler görüyorsunuz. Savaş zamanında günde en az 330 bombanın düştüğü şehirde atılan bombaların tahribat alanını kırmızıya boyayarak bence “bazı acılar unutulmaz, belki de hiç unutulmamalı!” demek istemişler.

Sacred Heart Cathedral

Bosna Hersek açısından önemli bir yer olan şehrin merkezine yakın bir noktada göreceğiniz “İsa’nın Kalbi” adlı Saraybosna Katolik Katedrali bir gotik mimari örneği ve ibadete açık bir katedral. Birçok caminin yanında farklı dinlerin hoşgörü içerisinde yaşadığının kanıtı olarak duruyor.

Saraybosna Başçarşı

Kendimi Bursa’da hissettiğim geleneksel Türk mimarisi örneği bir Başçarşısı var Saraybosna’nın. Burada el sanatı ürünleri, bakırcılar, kuyumcular, kahveler ve köfteciler bulunuyor. Başçarşının civarında Türk mimarisinden bolca örnekler görebilirsiniz. Bedestenler, Osmanlı hamamı, saat kulesi, bir Mimar Sinan yapıtı olan Gazi Hüsrev Bey Camii, Gazi Hüsrev Bey Medresesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Çarşının olduğu kısımdan çıkıp Milijacka Nehri’ne doğru ilerlediğinizde sanki şehir tamamen değişiyor. Avusturya-Macaristan döneminin Avrupa tarzı binalarını görmeye başlıyorsunuz birdenbire. Nehir boyunda Saraybosna Üniversitesi’ni, şehir kütüphanesini, tiyatro binasını görebilirsiniz.

Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan kurşunun atıldığı yer

Saraybosna’da görülecek yerlerden biri de tarih kitaplarında bolca bahsi geçen Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan ilk kurşunun sıkıldığı yer. Latin Köprüsü’nün hemen çaprazındaki köşe unutulmaması için bir yazıyla işaretlenmiş ve müzeye dönüştürülmüş. Ezberlediğimiz tarih bilgilerinden bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan veliahtı Ferdinand ve eşini öldürdüğü Saraybosna suikastı burada gerçekleşmiş. Sonrası hatırlamak istemeyeceğimiz ama öte yandan da unutmamamız gereken acılar.

Sönmeyen Ateş Anıtı

Ferhadiye Caddesi’nin başında, İkinci Dünya Savaşı sonrasında yakılmış bir özgürlük ateşi var. Bu ateş Boşnak, Hırvat ve Sırpların hep birlikte özgürlükleri için savaştığını ve birlikte hareket ettikleri için kazandıklarını ifade ediyor. 1990’larda birbirleriyle savaşırken bu ateşi yakmayı ve birlik olmayı unutsalar da bugün ateş hala yanıyor!

Umut Tüneli’ne açılan Kolar ailesinin evi

Son olarak Saraybosna’da görmeniz gereken en hüzünlü yer olan Umut Tüneli’nden bahsetmek istiyorum. Bosna Savaşı sırasında kuşatma altındaki şehrin, o sırada Birleşmiş Milletler kontrolünde olan Havalimanı’na bağlanıp insani yardım alabilmek için kazılmış 800 metre uzunluğundaki umut, acı ve insanlık adına utanç tüneli aynı zamanda.

1 metre genişliğinde ve 1,5 metre yüksekliğinde bu tüneli askerler ve siviller yapmış. Tüneli ve tünelin açıldığı evi gezerken size savaş zamanlarını dinleyebileceğiniz bir sesli rehber veriyorlar. O zamanları dinlerken, etrafımdaki duvarlarda açılmış mermi ve bomba deliklerini izlerken kanım dondu. Öyle iç acıtıcı anekdotlar var ki o zamanlara dair… Savaş zamanlarında insanlar yiyecek bulmakta öylesine sıkıntı çekiyorlarmış ki 50 kilonun üzerinde olanlardan casus olduğu ve bilgi sızdırdığı, karşılığında yiyecek aldığı gerekçesiyle şüphelenilirmiş mesela. Anneler çocukları çabuk acıkmasın diye koşup zıplamamalarını tembih ederlermiş onlara. Yaklaşık 200 bin insanın öldüğü bu savaşta birçok kişinin hayatta kalmasını sağlamış bu tünel.

Umut Tüneli

Evlerini tünel fikri ortaya çıktığında orduya hibe etmiş Kolar ailesinin fotoğraflarını görüyorsunuz müzeye dönüştürülmüş evin içinde. Askerlerden geriye kalan üniformalar, kumanyalar, mermiler, not aldıkları defterler gibi birçok hatıra var evde. Şimdilerde tünelin büyük kısmı kapalı güvenlik gerekçesiyle. Dilerim böyle acı dolu yerlere bir daha hiç ihtiyaç duymasınlar.

İlginizi Çekebilir :  İstikamet İtalya! : Floransa'da Gezilecek 7 Yer

Mostar

Mostar Köprüsü

Başkent Saraybosna’ya 2 saat uzaklıkta küçük bir şehir Mostar. Herkesin bildiği üzere ismini güzeller güzeli Mostar Köprüsü’nden alıyor. Boşnakların deyişiyle Stari Most yani Mostar Köprüsü Neretva Nehri’nin üzerinde muhteşem bir taç gibi duruyor. İç savaş sırasında Hırvatlar tarafından yıkılmış ve daha sonra onarılarak 2005 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine alınmıştır. Orjinali 1566’da Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından  yapılan köprü muazzam bir taş ustalığı örneği. Gittiğinizde köprünün kemeri üstünde oturmul bekleyen yarı çıplak gençler göreceksiniz. Bu Mostarlı cesur erkekler çok eski bir gelenek olan köprü kemeri üzerinden suya atlamayı halen devam ettiriyorlar. Bunu izlemenizin karşılığı olarak da birazcık teşvik istiyorlar sizden.

Mostar Köprüsü

Köprüyü arkanızda bırakarak biraz yürüdüğünüzde Koski Basta ismindeki çay bahçesine oturmanızı öneririm. Çok güzel bir Mostar manzarasına karşı oturup çayınızı içebilirsiniz. Bir de köprünün yakınında bir çok Boşnak böreği yapan mekan var. Herhangi birine oturup Boşnak tatlarını deneyimleyebilirsiniz. Boşnak böreğinin dışında yine bir hamur işi türü olan Pita, Boşnak usulü köfte Cevapi, ravioliyi andıran Klepe, Boşnak mantısı ve Bey çorbası lezzetli yemeklerinden. Hepsi damak tadımıza uygun, hepsinden denemenizi öneririm.

Mostar Köprüsü

Poçitel (Počitelj)

Poçitel Köyü

Bosna Hersek gezi rehberinde sırada Poçitel var. Mostar’ın güneyinde yaklaşık 1 saatlik mesafede tarihi bir yerleşim birimi Poçitel köyü. Osmanlı köyü olarak da biliniyor. Neredeyse tamamen taştan inşa edilmiş bir köy. Dar taş sokakları, taştan çatıları, camisi, kervansarayı, medresesi ve hamamıyla şirin bir Osmanlı köyü Poçitel. Ayrıca UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış yerlerden biri. Biraz tırmanıp yorularak kaleye çıkın ve kendinize oturacak bir yer bulun. Neretva Nehri’nin mavisiyle yeşilin kucaklaşmasına eşlik eden taş yapıların yarattığı muhteşem manzaranın size huzur vereceğini garanti ediyorum.

Poçitel Köyü

Benim gibi Balkan turu yapıyorsanız ve Bosna gezinizden önce Dubrovnik, Budva, Kotor gibi Avrupa kültürüne ait yerlerde zaman geçirdiyseniz  bu köyde içeceğiniz sağlam bir Türk kahvesi çok daha lezzetli hatta şifa gibi gelecektir. Kalenin aşağısında bir çay bahçesi mevcut, orada Türk lezzetlerini bulabilirsiniz.

Poçitel Köyü

Blagay (Blagaj)

Blagay Tekkesi

Mostar ve Poçitel’in arasında yer alan bir kasabadır Blagaj. Neretva Nehri’nin önemli kollarından Buna Nehri’nin doğduğu yerin civarına yapılmış küçücük bir kasaba ve burayı önemli kılan nehrin kaynağının bulunduğu mağaranın yanı başında kurulan Blagay Tekkesi. Burası Osmanlının eline geçtikten sonra burada yaşayan halk Müslümanlığı seçmiş ve bir Bektaşi tekkesi kurulmuş. Sonraları Kadirî, Halveti ve Nakşibendi tarikatlarına da ev sahipliği yapmış. Burada yaşayan dervişlerin hoşgörüsü ve adil tavırları halkın büyük sevgisini kazanmış. Osmanlı zamanının kahramanlarından Sarı Saltuk’un birçok yerde bulunan mezarlarından birinin de bulunduğu bu tekke oldukça mütevazı ve buram buram huzur kokuyor. Penceresinden baktığınızda üzerinize yıkılacakmış gibi duran görkemli dağ yamacını ve karanlık mağaradan çıkıp yavaşça akan Buna nehrini görüyorsunuz.

Blagay Tekkesi

Tekkenin aşağısında bir balık restoranı var ve burada nehirden avlanan lezzetli balıkların tadına bakabilirsiniz. Ayrıca buraya Ağustos aylarında gelirseniz büyük lavanta tarlalarını hasat başlamadan ziyaret edip hoş kokular ve hoş fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Tekenin çıkışında satılan Lavanta şurubunu da denemenizi öneririm. Gezinizi yaz mevsiminde yaparsanız soğuk suyla karıştırıp serinletici bir içecek olarak tüketebilirsiniz.

Blagaj Tekkesi

Bence bunları yapmadan dönme;

  • Mostar Köprüsü’nün üstünde durup köprünün gördüğü acıları hissetmeye çalışmadan
  • Blagay tekkesinin penceresinden başınızı uzatıp temiz bir nefes almadan
  • Poçitel Kalesi’ne çıkıp manzaranın tadına varmadan
  • Umut Tüneli’ni ziyaret etmeden dönmeyin.

Keyifli keşiflerde buluşmak dileğiyle. Bol seyahatler dilerim.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 comments

  • Mostarı çok severim. gerçi Balkanlar genel olarak güzel bir coğrafya. Teşekkürler.

    • Balkanları ben de çok sevdim. Bazen tamamen bize benzeyen bazen de hiç benzemeyen ülkeleri ve şehirleriyle çok hoş bir bölge.

  • Gündelik Gezgin

    Bosna Hersek benim en sevdiğim balkan ülkelerinden biridir. Daha önce burayı ziyaret etmeme rağmen sizin kadar detaylandıramadım. Farklı bir gözden gelen bakış açısıyla okumak benim için güzel oldu. Teşekkürler.

    • Çok teşekkürler güzel yorumunuza. İnsan çabucak unutuyor gezerken öğrendiklerini, o nedenle yazmak hatırlatıcı oluyor 🙂 biryere ait herşeyi bilmek de mümkün olmuyor, başka gezginlerin bakış açısından yararlanmak keyifli bu nedenle.

  • Bosna Hersek’e bu yıl ağustos ayında gitmeyi düşünüyoruz sizce havalar nasıl olur orda