Cape Town hakkında kapsamlı gezi rehberi

Cape Town Detaylı Gezi Rehberi (Özlem Akçin Özel Deneyim)

Burası yeryüzünde ki iki okyanusa birden kıyısı olan tek şehir. Cape Town Güney Afrika’nın en turistik tatil şehridir. Hatta dünyanın birçok yerini gezen insanlardan gelen hey aynı cümle ‘dünyanın en güzel şehri‘. Güney Afrika’nın 3 başkentinden birisi olarak yasama başkentidir.

Afrika kıtasının en güney ucu olan Cape Town’u Avrupalılar Hindistan’a yada Asya’ya gitmek için alternatif yollar ararken keşfetmişler. İlk olarak Portekizli bir denizci Hindistan’a gitmek için yolar ararken burayı keşfetmiş. Ardından da Avrupalıların dikkatini çekmiş ve şehrin zengin kaynakları fark edilince Hollandalılar ve İngilizler tarafından yıllarca sömürülmeye başlanmış. Yeraltı zenginliğini farkeden Hollandalılar; Endonezya, Madagaskar ve Hindistan’dan getirdikleri köleleri yıllarca hem kazı çalışması, hem de çiftliklerinde çalıştırmışlar. Altın ve elmas rezervleri keşfedildikten sonra da Avrupa’dan hızlı bir şekilde göç almaya başlamıştır. Göç almaya başlayınca siyahi olan yerli halk ayrımcılığa maruz kalmıştır. Beyazların siyahlardan üstün görülmeye başlayan dönemde halkın isyanı ile Güney Afrika Cumhuriyeti kurulmuş ve devlet başkanı ilk siyahi başkan olan Nelson Mandela seçilmiştir.

Cape Town Güvenli mi?

Cape Town gezi rehberine isterseniz en merak edilen soruyla başlayalım. Tur şirketi ile gitme gereksinimi duyulacak herhangi bir güvenlik sorunu yok. Şehrin bir çok bölgesinde elinizi kolunuzu sallaya sallaya rahatça dolaşabilirsiniz. Long Street denilen caddede tansiyonunuz biraz yükselebilir. Long Street akşam saatlerinde  akşam saat 16.00-17.00 ‘dan sonra beyazlar için ufak bir heyecan durumu oluşturuyor, etrafta pek beyaz kalmıyor.

Kaç Günümü Ayırmalıyım?

En az 1 haftanızı bu güzel şehirde geçirmenizi tavsiye ediyorum. Muazzam dağlarını, doğasını hakkını vererek gezeyim derseniz, 1 hafta ile 13 gün arasında zamanınızı mutlaka buraya ayırmalısınız.

Cape Town Vizesi

3 aya kadar vize gerekmiyor, biletinizi alarak gayet rahat bir şekilde ülkeye giriş sağlayabiliyorsunuz.

Yolculuk kaç saat sürer derseniz; Türkiye’den uçacaksanız 10 ile 14 saat arası uçuşu göze alacaksınız. Saatler uçuş firmaları arasında aktarma ile alakalı değişkenlik gösteriyor. Ben aktarma ile uğraşamam derseniz, Türk hava yolları ile buraya direkt olarak uçabilirsiniz.

Nerede Ne Yiyebilirim?

Waterfront’ta birçok Avrupai restaurant bulabilirsiniz. “Okyanus şehrindeyim, okyanus ürünleri denemek istiyorum!” diyorsanız harika lezzetler keşfedeceğiniz oldukça tercih edilen Ocean Basket‘i deneyimleyebilirsiniz. Waterfront ve Camps bay’de şubeleri mevcut. Bunun ardından ise dünyaca ünlü olan Truth cafe‘de kahvenizi yudumlayıp tatlınızı yiyebilirsiniz. Beğenmediniz mi? Tigers milk‘de pizza tercih edebilirsiniz. “Bunlar nedir ya? Ben yerel bir şeyler denemek istiyorum!!” derseniz de Food market yada Africans food‘a gidebilirsiniz. Bu saydıklarımız ülkede yemek sorunu yaşamayacağınız anlamına geliyor. Damak tadınıza uyabilecek bir çok yemekle karşılaşacaksınız.

Cape Town’da Drone Kullanabilir miyim?

İlk önce söylemeliyim ki ülkeye drone sokarken hiç bir problem yaşamadım. Drone kullanımı çoğu yerde doğal alanı korumak adına yasak, fakat plajlarda kullanabilirsiniz. Ben çoğu yerde cezası olduğu için görüntü alamadım ve çok pişman oldum. Kimseye görünmeden uçabilirsiniz.  Cape Town drone kullanımı ile ilgili ülke yasalarını şuradan öğrenebilirsiniz.

İklimi Nasıldır-Hangi Aylarda Gitmeliyim?

Güney yarım kürede olmasından dolayı mevsimler bize göre tam tersi yaşanıyor.Yani Türkiye’de yada Kuzey yarım küredeki herhangi bir ülkede kış yaşanırken, burada yaz mevsimi yaşanıyor. Bu yüzden Aralık, Ocak, Şubat ayları burayı ziyaret etmek için en iyi dönemler. Üç tarafı ucu bucağı görünmeyen okyanus olduğundan dolayı ise rüzgarlı bir havaya sahip. özellikle öğleden sonra sahil kısımlarında hava birden rüzgarlı olabiliyor.

Saat farkı ne kadar; Türkiye ile boylamları birbirine çok yakın olduğundan dolayı sadece 1 saat fark var yani 1 saat geriden geliyorlar.

Cape Town Gezilecek Yerler

Boulders Beach

Güney Afrika’ya geldiyseniz ve hayatınızda hiç penguen görmediyseniz mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında Boulders Beach geliyor. Simons Town kasabasında bulunan Boulders Beach’de penguenlere emin olun doyacaksınız. Bu soğuk iklim hayvanlarının buraya gelişi 1800 lü yıllara dayanıyor.

Aslında penguenlerin anavatanı Antarktika, Güney kutbudur ve soğuk iklimde yaşarlar. Zamanla buzullar erimeye başlayınca onlarda tası tarağı toplamışlar, hadi buraya en yakın kara parçasına doğru yol alalım demişler. Ortalama 200 yıldır burada yaşayarak buranın iklimine ayak uydurmaya başlamışlar. Koruma altına alınmış bir parkta mutlu mesutlar, tek eşliler ve tam bir aile hayatı yaşıyorlar. Parka ücretli giriş yapıp penguenlerle yan yana oturup fotoğraf çekilebilir hatta aynı okyanusta yüzüp yan yana güneşlenebilirsiniz. Doğal yaşamlarını korumak adına dokunmak yada yemek vermek kesinlikle yasak.

Giriş ücreti; 76 Zar (Yaklaşık 30 TL)

Cape Of Good Hope – Ümit Burnu

Ümit burnu denilince siz de ilkokul ders kitaplarınızda okuduğunuz günleri hatırlıyor musunuz? Öyleyse hadi buraya neden ümit burnu denildiğini ve nasıl giriş yapabileceğimizin detaylarını anlatalım.  Yüzyıllar önce Portekizli denizci deniz yoluyla Hindistan’a gidiş için yollar ararken burayı bulmuş, sonrasında tabi diğer Avrupa ülkelerinin de dikkatini çekmesi çok vakit almamıştır. Avrupalılar için baharat ve ipek yollarını kullanıp Osmanlıya vergi ödememek adına yeni ve hemen benimsedikleri alternatif bir ticaret yolu olmuştur. Bir çok gemi dalgalara ve Antarktika’dan gelen fırtınaya yenik düşerek battığı için ümit burnu denilmiştir. Aynı zamanda  çok rüzgarlı olduğu için fırtına burnu olarak da bilinir.

Hint ve Atlantik okyanusunu aynı anda görebileceğiniz  uçsuz bucaksız bir manzara. Bu manzaranın asıl sahipleri babunlar ve deve kuşları. Her an her yerde karşınıza çıkabilirler burası onların doğal yaşam alanları. Babunlar’a yaklaşmamak en güzeli ve tehlikesizi 🙂 zira her yerde bu kaslı hayvanlarla alakalı uyarı tabelaları mevcut. Ümit burnu Afrika kıtasının en güney ucu olarak bilinir ancak teknik olarak değildir, en güney uç Cape Agulhas‘tır. Son olarak, çok rüzgarlı bir yer olduğunu belirtip yanınıza uzun kollu kıyafet almanızı ve en uçta ki fenere doğru giderken çok dikkatli olmanızı öneriyorum.

Ulaşım; Cape town’un merkezi lokasyonu Waterfronttan ümit burnuna kendi aracınızla yada kiralayacağınız bir araçla ortalama 1 buçuk saatte varabilirsiniz. Cape Town’da birçok yere olduğu gibi buraya da mutlaka araçla gelmenizi öneririz, otopark mevcut.

Giriş ücreti; 120 zar (Yaklaşık 50 TL)

Table Mountain – Masa Dağı

Masa dağı tam bir görsel şölen. Aşağıdan bakıldığında ayrı, tepesinden bakıldığında ayrı muhteşem manzaralarla dolu. Uzaktan bakıldığında tepesi düz görüldüğünden dolayı Afrikalılar buraya masa dağı adını vermişler. En üstünde yaklaşık 3 km genişliğinde kocaman bir alanı var. Dünyanın yeni yeni doğal harikalarından biri ünvanına sahip aynı zamanda dünya mirası listesinde bulunuyor. Bunun en büyük sebebi 360 dan fazla bitki çeşidini barındırması. Bir tarafta Atlantik okyanusu manzarası, diğer tarafta Cape Town şehrini kucaklayan manzarası, diğer taraftansa Lions Head (aslan başı) dağı manzarası ile başınızın dönmemesi mümkün değil 🙂 İnsan, ömrümün geri kalanını bu tertemiz oksijenli şehirde, her boş anda dağ tepe tırmanarak bisiklet sürerek mi geçirsem diye düşünüyor. Ne de olsa aşırı bisiklet sever bir şehir burası.

Masa dağı koruma altına alındığı için bulunduğu bölge masa dağı milli parkı olarak geçiyor. Burası teleferikle çıkılan tek dağ. Masa dağını gezmek için en az yarım gününüzü ayırmalısınız. Eğer ki yaz mevsimindeyseniz ve masa dağına öğlen vakitlerinde geldiyseniz günün geri kalanında mutlaka farklı bir aktivite yapmaya vaktiniz kalacaktır. Mesela sinyal tepesinde gün batımı yada Waterfrontta yerlilerle dans edip sosyalleşmek gibi…

Not :  Buraya gelmeden önce giriş biletinizi mutlaka internet üzerinden almanızı tavsiye ediyorum. Böylece uzun kuyruklarla karşılaşmayacaksınız. Table Mountain teleferik bileti almak isteyenler için adres şurada bulunuyor. Bu arada otopark problemi yok. Yol boyunca istediğiniz yere arabanızı park edebilirsiniz.

Giriş Ücreti; 290 zar ( Yaklaşık 115 TL)

Camps Bay

Masa dağı manzaralı Camps Bay plajı, Cape Town’un 40 civarı plajından en popüler olanı, ayrıca dünyanın da en iyi 10 plajından biridir. Meşhur dalgalarından dolayı yılın her ayı surf yapmaya uygun. Burası Güney Afrika’nın hatta dünyanın en zengin ünlülerinin yaşadığı elit bölge olarak da biliniyor. Plaj boyunca palmiye ağaçlarının, ünlü restoran ve cafelerin olması da buraya çok önem verildiğinin anlamına geliyor. Bembeyaz yumuşacık kumları, ışıl ışıl tertemiz denizi ile gerçekten insanın ömrüne ömür katacak bir yer.

İlginizi Çekebilir :  Ruanda (Rwanda) : Mutlaka Yapmanız Gereken 11 Şey

Ancak suya gireyim bir ferahlayayım derseniz işte o kısmı bir daha düşünmelisiniz. Aslında sadece bu plajda değil, Cape Town’un hemen hemen hiçbir yerinde su sıcaklığı yüzebilmek için uygun derecede değil. Peki neden bu muhteşem plajlarda okyanus suyuna giremiyoruz soruları kafanızda oluşmaya başladı elbette. Sebebi hemen karşı tarafı güney kutup noktası yani Antarktika olması. Antarktika’da bulunan buzullar eriyerek Cape Town’un plajlarına doğru dağılıyor, hatta plaja yakın bölgelerde lokal olarak buz kütleleri bulunuyor. Bu yüzden aşırı cesur değilseniz sadece bir kaç saniyeliğine ayaklarınızı okyanusa sokmakla kalıyorsunuz. Evet mükemmel plajları bembeyaz incecik kumları var ama belirttiğimiz gibi Cape Town aslında deniz tatili yapmanız için uygun bir yer değil. Ama sakın bunu dert etmeyin suya niye girmedim diye düşünecek vaktinizin bile olmayacağı harika aktivitelerde bulunacağınız efsane bir şehir burası. Plaja giriş ücreti diye bir şey yok. Tamamen ücretsiz.

Hout Bay – Duiker İsland

Hout bay deyince ilk akla gelen şey sevimli foklar oluyor. Siz sahile doğru ilerlerken yerli bir arkadaş olan Mrs. Brown’un seslenmesiyle, buranın karın tokluğuna çalışanı foku  denizden karaya doğru çıkıyor. Burada böyle sistemi oturtmuşlar. Turistleri gördükleri anda foka yiyeceği gösteriyorlar, sizinle fotoğraf çekinmesini sağlıyorlar ve karşılığında ufak bir ücret alıyorlar. “Bir fok görmek bana yetmedi! Foklarla dolu olan o meşhur adayı görmek istiyorum mu diyorsunuz? öyleyse oradayken mutlaka gözünüze ilişecek olan, siz görmeseniz de onların sizi bulacağı tekne turu gişesinden biletinizi alıp okyanusa doğru yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğa çıkabilirsiniz.

Duiker Adası, fotoğraf makinelerinizi ve kameralarınızı hazırlamanız gereken resmen bir fok cenneti. Sizi tam da belgesellerde gördüğünüz gibi bir manzara karşılıyor. Kimisi suda, kimisi adanın üstünde yavrulu büyüklü her taraf foklarla dolu. Tekne adanın etrafında yavaşça bir tam tur attıktan sonra dönüş yoluna geçiyorlar.

Tekne Turu Ücreti; 150 Zar (Yaklaşık 60 TL)

Chapman’s Peak Drive

Sağ tarafınız Atlantik okyanusu, sol tarafınız tüm heybetiyle Chapman Dağı, fonda da en sevdiğiniz yol şarkısı varsa değmesinler keyfinize. Hal böyleyse manzaraya doyamayacağınız muhteşem dakikalar an ve an sizinle oluyor. Dünyaca ünlü araba markalarının reklam filmi çekimi için tercih ettiği, varacağınız yeri unutturan manzaralarıyla o meşhur Chapman’s Peak yolu. Yol ortalama 9 km uzunluğunda ve ilk 3 km’si ücretsiz. Yol üzerinde aracınızı park edip yanınıza aldığınız yiyeceklerinizi atıştırabileceğiniz ve dağ manzarasına karşı çekimlerinizi yapabileceğiniz yerler mevcut.

Ücret; 45 Zar (Yaklaşık 20 TL)

Kristenbosch Ulusal Botanik Bahçesi

Piknik sepetinizi hazırladıysanız hadi dünyanın en büyük botanik bahçelerinden biri olarak kabul edilen Kristenbosch Botanik Bahçesine gidiyoruz. Giriş yapar yapmaz sizi yemyeşil tertemiz, kuş sesleriyle dolu bir dünya karşılıyor. Burası nadir görülen bitki türlerini görebileceğiniz dört bir tarafı dağ manzaralarıyla çevrili bir doğa koruma alanı. Bitki türlerinin yanı sıra, bünyesinde çok tür yerli kuşları, sürüngenleri ve kurbağaları da barındırıyor. İster oturun pikniğinizi yapın etrafta dolaşan ördekleri kuşları izleyin, isterseniz bir günde bitiremeyeceğiniz kadar çok alternatifi olan yollarında yürüyüş yapın ve kaybolun. Buraya gelirseniz mutlaka benim favori rotam olan ve  yaklaşık 2 saat süren Skeleton Gorge’e tırmanış yapın. Tırmanırken yol boyunca çok az bir kısımda basamak göreceksiniz. Geri kalan kısımda dik merdivenler ve uçurum kenarında ki kayalıklardan geçilmesi gerekiyor. Tepeye ulaşmak için zorlu ve bir o kadar da keyifli, çeşitli ağaçların yanından geçtiğiniz dağ manzaralı bir orman yolculuğu sizi bekliyor. Tırmanışı bitirdiğinizde tepede sürpriz var, Skeleton Lake… Yürüyüş sırasında yorgunluğunuzu bu gölde serinleyerek atabilirsiniz.

Eğer buraya pazar günü geleceğim derseniz bir sürpriz daha. Yaz dönemlerinde her pazar günü bir müzik grubunun konseri oluyor. Pikniğinizi, yürüyüşünüzü, tırmanışınızı yapın akşama doğru bahçede ki konsere katılın, müziğinizi de dinleyin huzur içinde bir gün geçirin. Tırmanışı da yapacaksanız bir tam gününüzü burası için ayırmalısınız.

Ücret; 27 zar

Noordhoek Plajı

Noordhoek Plajı ucu bucağı görünmeyen bembeyaz kumları olan yeşillik ve dağ manzaralı şehirden uzak bir yer. Şehrin birçok plajında rastladığınız surf tutkunlarını burada da göreceksiniz. Aynı zamanda köpeğini alıp gelmiş, dalga seslerinin keyfini çıkaran insanlarda mutlaka dikkatinizi çekecek. Bu plajın aynı zamanda atlarla fotoğraf çekimi içi tercih edilme özelliği de var. Plaja doğru ilerlerken etrafta çok sayıda at çiftliği göreceksiniz. Diğer plajlar gibi buraya da giriş tamamen ücretsiz.

The Company’s Garden

Şehrin içinde yemyeşil bir bahçe ve bu bahçenin sahipleri sincaplar. Sincaplara misafirlik yapmaya ne dersiniz. Yaşam alanlarına müdahale etmeden ve herhangi bir zarar vermeden bu parkta yürüyüşünüzü yapabilirsiniz. Burada ki sincaplar fazlasıyla insancıllar. Çoğu sincap temas etmekten korkmuyor. Ayağınıza hatta elinizi uzatıp yemek varmış gibi davranırsanız elinize bile geliyorlar. Şehir de genel olarak birçok yerde hayvanlara yemek vermeyin şeklinde uyarılarla karşılaşacaksınız. Hayvanların doğal yaşam şekillerinin bozulmaması adına böyle bir uygulama bulunuyor.   Şehrin ortasında olduğu için çok büyük bir park değil yarım gününüzden daha az zaman burayı görmeniz için yetecektir. Hatta sabah sandviçlerinizi alıp burada hem kahvaltınızı yapar, hem de ziyaretinizi gerçekleştirebilirsiniz. Alın size ücretsiz bir yer daha.

Muizenberg

İnstagram’a renkli fotoğraflar çekilmek isteyenler buraya. Birçoğumuzun sosyal medyada gördüğü o renkli kabinler aslında soyunma kabinleri olarak kullanılıyor. Bu kabinlerin önünde de tabi ki okyanus bulunuyor. Muizenberg plajı suya girmek için Cape Town’da en uygun yer. Buradaki okyanus, suya girmek isteyenler için diğer yerlere göre biraz daha elverişli. Kabinlerin önünde fotoğraflarınızı videolarınızı çekindiğinize göre hadi okyanus sularında ferahlamaya. Yarım gün Muizenberg için yetecektir. Tabiki ücretsiz.

World of Birds

BiR bakacaksınız konuşmalarınız tekrarlanıyor!?! Evet evet burada geveze papağanlar var konuşmalarınızın yanı sıra gülüşlerinizi de taklit ediyorlar. Çeşit çeşit fantastik kuşları, minik maymunları, lama, keçi, deve kuşu, mirket gibi hayvanları yakından görebileceğiniz bir yer burası. Doğal yaşamlarına tanıklık edebileceksiniz. Bir bakmışsınız yanınızdan, üstünden kuşlar uçuyorlar kafanızın üstüne maymunlar çıkıyorlar. Bu harika bir deneyim olacak. Buraya giriş için ödediğiniz ücretin hayvanların bakımı için alındığını belirten yazılar ve hatta bağış kutusu göreceksiniz. Detaylı bilgileri http://www.worldofbirds.org.za/ adresinden alabilirsiniz.

Ücret; 120 Zar (50 TL)

Signal Hill

Okyanusa doğru gün batımı izlemek eminim bir çoğumuz için sıradan bir aktivite değildir. Cape Town’da bir hatta birden fazla günbatımınızı Signal Hill’de değerlendirebilirsiniz. Yiyecek aperatif sandviç ve marketlerde bulabileceğiniz dilimlenmiş taze meyvelerinizi yanınıza almayı unutmayın. Unuttuysanız da telaş etmeyin tepe de küçük büfelerde tam istedikleriniz olmasa da yiyecek bir şeyler bulabileceksiniz. Birçok insanın sizin gibi gün batımı izlemeye geldiğini göreceksiniz. Boş bulduğunuz yere oturun ve güneşi uğurlamanın tadını çıkartın. Hava eğer bulutlu değil gökyüzü açıksa tam güneşin battığı anda alkış için ellerinizi hazırlamayı unutmayın. Akşama doğru saatlerde gün batımı için birkaç saatiniz burası için yetecektir. Bu keyif için hiç bir ücret ödemenize gerek yok.

Sinyal tepesi benim en favori yerlerimden birisi oldu. Sizinde olacağına eminim. Ulaşım konusunda ise yine arabanızla gelmenizi öneriyorum. Eğer çılgınlık yapmak isterseniz 1.30 saatlik bir yürüyüşle de tepeye ulaşabilirsiniz. Arabanız yoksa Waterfront bölgesinden kalkan hop-on hop-off otobüslerini de kullanabilirsiniz.

Waterfront

Burası Cape town’un en merkezi ve en elit lokasyonu. Tam da dev dönme dolap Cape wheel’in olduğu yerden bahsediyoruz. Buraya geldiğiniz anda güvenliğin ne kadar sıkı tutulduğuna şahit olacaksınız. Rahat gezin tadını çıkartın diye neredeyse her adım başı güvenlik görevlendirilmiş. Burada ne mi yapabilirsiniz? Günlük aktivitenizi yaptınız dağa tırmandınız, bahçeleri gezdiniz yada okyanus kıyısında dolaştınız ardından buraya gelip yemeğinizi yiyip etrafı dolaşabilirsiniz. Yani günün geri kalan akşamüstü kısmını geçirebilirsiniz. Yemek yeme işini de bitirdikten sonra her taraftan seslerini duymanız mümkün olan yerlilerin müzik şovlarını izleyebilir, sosyalleşebilirsiniz.

Burada bir çok tur şirketininde olduğunu göreceksiniz helikopter turu, sunset turu gibi… Dilerseniz bunlara da katılabilirsiniz. Cape Town bugünde ne yapsam diye düşünmeyeceğiniz bir dolu aktivitesi olan muazzam doğası dağları olan harika bir şehir.

Boo-Kap

Boo-kap bölgesi yani müslüman mahallesi. Sömürgecilik döneminde dünyanın çeşitli yerlerinden getirilen kölelerden müslüman olanlarının yaşamaya başladığı bir bölge burası. Sömürge bittikten sonra mutluluklarını bu şekilde evlerini capcanlı muhteşem renklere boyayarak göstermişler. Diğer bir görüşe göre çeşitli ülkelerden gelen her müslümanlar kendi kültürünün renklerini getirmiş buraya. Hala günümüzde müslümanlar yaşıyor bu bölgede. Yine tabi ki bu canlı renkler sosyal medya düşkünlerinin ilgi odağı olmaktan kaçamadı. Birkaç sokaktan oluşan bu bölgede her sokakta mutlaka fotoğraf çekinen birilerini görmeniz mümkün. Boo-kap bölgesinde market cafe bulunmakta ve bölge merkezi lokasyona yakın.

Cape Town gerçekten de harikalar diyarı diyebilirim. Her gününüzün hareketli geçeceği bu şehirden dönerken kendinize harika hatıralar bırakacaksınız. Aklınıza takılan tüm sorular için bana yorum olarak yazabilir ya da instagram adresimden ulaşabilirsiniz.

İnstagram : https://www.instagram.com/ozlemkesifte/

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir