Hindistan “Altın Üçgen” Gezi Rehberi

Tatil rotalarımı merak edenlere sömestre tatilinde Hindistan’a gideceğimi söylediğimde verdikleri “Neden? Ne alaka Hindistan? Deli misin ne işin var orda? Başka ülke mi bulamadın? Aç kalırsın, mikrop kaparsın, sürünürsün vs.” tepkilerine rağmen bir deli cesareti ile çıktım yola. Şimdi dönüp baktığımda iyi ki yapmışım diyorum. Korktuğum hiçbir şey başıma gelmedi. Midemi bozmadım, mikrop kapmadım, hastanelere düşmedim, gasp edilmedim aksine gördüğüm hiçbir şeye benzemeyen çok farklı bir kültürle tanıştığım için son derece mutluyum.

Yurt dışı gezilerine yeni başlayacak olanlara önereceğim bir ülke değil elbette Hindistan. Özellikle gezeyim göreyim ama konforumdan, damak tadımdan taviz vermeyeyim diyenler tercih etmesin. Çünkü bol miktarda gezgin ruhuna ihtiyacınız var burayı anlamak ve zevk almak için. Kendi değer yargılarınıza ve yaşam standartlarınıza göre bakarsanız son derece keyifsiz bir gezi olur. Benim gibi ilk günlerden itibaren “vücuda mikrop da lazım, bağışıklık sistemi güçlensin” moduna geçerseniz kafa epey rahatlıyor 🙂

  • Hindistan’a giderken yanımda ne götürmeliyim?

Hindistan gezi rehberine öncelikle valiz hazırlarken unutmamanız gerekenlerle başlamak istiyorum zira oldukça önemli bir konu. Hijyen açısından sıkıntılı bir ülkeye gidiyorsunuz, bol miktarda kağıt mendil, ıslak mendil ve sabunsuz kullanılan el dezenfektanı çantanıza atın. Mide koruyucu bir ilaç (lansor gibi), bağısak koruyucu ve toparlayıcı bir ilaç (reflor mesela), vitaminler yanınızda mutlaka bulunsun. Bir aydan uzun kalmayacaksanız aşı olmanıza gerek yok. Geziniz boyunca sürekli şişe suyu tüketin ve diş fırçalarken de ağzınızı çeşme suyuyla çalkalamayın. Duşta mümkün mertebe ağzınızdan burnunuzdan su girmemesini sağlayın.

Gezinizin her günü için ayrı bir kıyafet götürün yanınıza çünkü etraftaki koku üstünüze siniyor ve temiz bile olsa ertesi gün aynı kıyafeti giymek istemeyeceksiniz.

Bir de mümkünse iyi otellerde kalırsanız mikropsuz, hastalıksız keyifli bir tatil geçirirsiniz.

  • Hindistan’ı ne zaman ziyaret etmeliyim?

Ülkeyi ziyaret etmek için uygun aylar Kasım-Şubat arası, Şubat’tan sonra aşırı sıcaklar başlıyor, aşırı sıcakları da muson yağmurları takip ediyor. Bunca hazırlıktan sonra ülkenin genel bilgileri ile Hindistan gezi rehberimize başlayalım.

Hindistan Hakkında Genel Bilgiler

Hindistan dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi, nüfusu bir buçuk milyara yaklaşıyor. Nüfusun büyük çoğunluğunu elbette Hintliler oluşturuyor. Ülkede en fazla Hintçe ve İngilizce, onun dışında Bengalce, Urduca, Maleyca, Pencap dili gibi ismini az duyduğumuz 850’ye yakın dil konuşuluyor. Alfabeleri Sanskritçe olduğundan tabelalardan hiçbir şey anlamıyorsunuz ama İngilizce neredeyse resmi dil gibi, her yerde İngilizce yazılar görülebiliyor. Para birimleri rupi, ortalama 1 lira 16 rupiye denk geliyor şu anda. Hindistan 50 yıl önce İngiltere’nin sömürgesi olmaktan kurtulduğundan beri eyalet sistemiyle yönetiliyor. 29 eyaletten seçilen temsilcilerin başkentte kendi eyaletlerini temsil ettikleri parlamento var. Ve onlar ülkenin başkanlarını seçiyorlar.

Aslında cumhuriyet geçmişi 50 yıl gibi çok kısa olan bir ülkeden bahsediyoruz. Çok gelişmiş profesyonel bir ordusu olmasına ve yazılım teknolojisi anlamında çok ileride olmasına rağmen halk henüz gelişmemiş ve oldukça fakir. Açlık sınırında yaşayan çok fazla sayıda insan var. Buna rağmen halka sunulan bazı hizmetler bulunuyor. Örneğin okuma yazma oranını %70’lere kadar çıkarmışlar bu kısa zamanda. Ülkede zorunlu askerlik yok, profesyonel askerlerden oluşan ve oldukça güçlü bir ordusu var. Yakın bir zamanda tüm ülkede herkese ücretsiz internet sağlanacak. Eğitim hizmetleri tamamen ücretsiz.

Hindistan’da gezerken gördüğüm insan manzaraları bana hep yıllarca sömürülmüş olmanın üstlerinde bıraktığı hizmet ve itaat kültürünü hissettirdi. Özgüvensiz duruşları ve sürekli gözlerinizin içine bakıp ne istediğinizi anlama çabaları içimi acıttı açıkçası. Fakat bunun yanında sinirinizi bozacak derecede ısrarcılar. Çarşıda, pazarda rahatça alışveriş yapma imkanınız yok. Size yürüyen dolar veya uzaylıymışsınız gibi bakıyorlar. Bir süre sonra duyarsızlaşmam gerektiğini düşünüp sinirim bozulmuştu. Bu ülkede her şeyi olduğu gibi duyguları da karmakarışık yaşıyorsunuz. Bir anda gördüğünüz bir şey sizi çok mutlu ederken, birazdan insanların haline hüzünlenebiliyor, sonra sizi bunalttıkları için kızıyor, daha sonra hayran olacak başka bir şeylerini buluyorsunuz.

Genel bilgilerden sonra Hindistan gezi rehberine altın üçgenin ilk noktası Agra ile başlayalım.

AGRA

Hindistan için en önemli tarihi yapılardan birisi olan Taj Mahal.

Taj Mahal- Agra

Dünyanın 7 harikasından biri ve aşk için yapılmış en güzel anıt Tac Mahal ile başlamalıyız Agra’yı gezmeye. 17. yüzyılda Babür imparatoru Şah Cihan’ın derin bir aşkla bağlı olduğu eşi Mümtaz Mahal için Yamuna nehri kıyısına inşa ettirdiği ve eşi öldüğünde içine defnedildiği muhteşem bir yapı Tac Mahal. Günün farklı zamanlarında ışığın düşmesine bağlı olarak sanki rengi değişiyormuş gibi görünen, sabahları pembemsi, öğle zamanı süt beyazı, gün batımında altınsı ışıltılar yayıyor sanki.

Hindistan Taj Mahal

Taj Mahal- Agra

Yapımı 20 yıl süren anıtta beyaz mermer kullanılmış, duvarlarında yüzlerce sedef, akik, firuze, zümrüt, yakut, pırlanta gibi değerli taşlar gömülü, yapıdaki her şey simetrik. Simetriyi bozan tek şey Mümtaz Mahal’in mezarıymış, Şah Cihan ölünce o da Tac Mahal’e defnedilmiş.

Hindistan, Agra fort

Agra Fort

Tac Mahal’den sonra Agra’da görmemiz gereken bir diğer önemli yapı Agra Fort yani Agra Kalesi. Hüzünlü bir hikayesi var buranın. İmparator Cihangir zamanında yaptırılan kale, Şah Cihan’ın son 7 senesini hapis olarak geçirdiği bir hapishane aslında. Şah Cihan eşi Mümtaz Mahal’i kaybettikten sonra oğlu Alemgir gücü tek başına ele geçirmek için Şah Cihan’ı bu kaledeki mermerden yapılmış bir kuleye hapsetmiş. En hüzünlü yanı ise; Şah Cihan kalan ömrünün 7 senesini bu kulenin penceresinden Tac Mahal’i izleyip Mümtaz Mahal için gözyaşı dökerek geçirmiş ve burada ölmüş. Agra Kalesi Hindistan coğrafyasına özgü kırmızı taşları ve duvarlarıyla gerçekten etkileyici bir mimari yapı.

Fatehpur Sikri Cami kısmı

Agra’nın 40 km uzağında yer alan Fatehpur Sikri ismindeki tarihi şehri Hindistan gezi rehberinize eklemelisiniz. Moğollar zamanında yaptırılan fakat sonraları su sıkıntısı sebebiyle terk edilen kocaman bir hayalet şehir görünümünde burası. Dönemin imparatoru Ekber Han bir oğlu olmasını çok istiyormuş ve bu bölgede yaşayan dönemin alimlerinden biri ona bu müjdeyi vermiş. Ekber Han da başkenti bu bölgeye taşımaya karar verip yapımı 12 yıl süren Fatehpur Sikri’yi inşa ettirmiş. Yapının içinde eşlerine ait saraylar, havuz, tapınaklar, kralın rüya odası, büyük bir cami ve bir türbe bulunuyor.

Fatehpur Sikri

JAİPUR

Amber Kalesi- Jaipur

Agra’dan 250 km uzaklıkta bulunan ve Hindistan’ın görülmesi gereken şehirlerinden biri Jaipur nam-ı diğer Pembe Şehir. Genellikle Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadığı bu şehri, uzaktan baktığınızda bile ihtişamlı görüntüsüyle dikkatinizi çekecek Amber Kalesi ile keşfetmeye başlayabilirsiniz. Kaleye genellikle fillerle çıkılıyor, yokuş yukarı tırmandıklarından mıdır yoksa sizi file yan olarak oturttuklarından mıdır nedir oldukça sarsıcı bir yolculuk. Tayland’da ormanda aheste aheste gezinen fillerle yaptığım yolculuğa hiç benzemiyordu açıkçası, bir de sevgili filimizin serinlemek için fışkırttığı sular ile biz de epey serinledik 🙂

Amber Kalesi

İsminden de anlaşılacağı üzere kalede sarı ve tonları bolca kullanılmış. Yüzlerce odası, yemyeşil bahçeleri, salonları, hamamları ve tapınakları ile müthiş bir yapı. Kalenin tepesinden göl ve safran tarlaları manzarasını izlemeyi, bir de kobra oynatıcılarının şovlarına göz atmayı unutmayın. Ayrıca Amber Kalesi’nde aynaları ile meşhur bir Sheesh Mahal var ki, mutlaka ziyaret edin ve aynaların çerçeve oluşturduğu bir portre fotoğrafınızı çekin.

Sheesh Mahal-Amber Kalesi

Şehir merkezine yakın bir noktada 19. yüzyıldan kalan eskiden saray olarak kullanılıp şimdilerde müzeye dönüştürülen Jaipur Şehir Sarayı’nı da Hindistan gezi rehberinize ekleyebilirsiniz. Dünyanın en büyük gümüş kaplarının, dönemin kıyafetleri, silahları, minyatürleri, takıları ve enstrümanlarının sergilendiği büyük bir müzesi var. Ayrıca hala hanedanlık mensupları burada yaşıyorlar. O nedenle her yerini gezmenize izin verilmiyor.

Jantar Mantar- Jaipur

Dönemin astronomi merkezlerinden en büyüğü ve en iyi korunmuş olanı Jantar Mantar Jaipur’da bulunuyor ve mutlaka ziyaret etmelisiniz. Hindistan gökyüzü ve yıldızlar ile son derece ilgiliymiş eskilerden beri. 18. yüzyılda yaptırılan bu gözlemevinde 19 mimari astronomik alet sergileniyor. Saati tam vaktinde ölçebilen kocaman bir güneş saati, yıldızların konumlarını gösteren şemalar, burçlarla ilgili bilgiler, enlem ve boylamlarla ilgili hesaplamalar yapan aletler bulunuyor. Adeta gökyüzünün yere indirildiği bir yer burası. Neredeyse kusursuz hesaplamalar yapılıyormuş zamanında burada.

Hawa Mahal

Jaipur’un simgelerinden biri Hawa Mahal yani Rüzgar Sarayı’na önünden geçerken bakmayı unutmayın. Bakıp geçebilirsiniz çünkü böylesine ihtişamlı bir yapının arkası bomboş. Evet bu rengarenk kemerli pencerelerin arkasında hiçbir şey yok. Bir rivayete göre halkın içine karışması yasak olan saray kadınlarının şehri gizlice izlemeleri için, başka bir rivayete göre şehre gelenlerin ihtişamla gözlerini boyamak için yapılmış bir yapı. Önünde bir fotoğraf çekip Jaipur’u gezmeye devam edebiliriz.

Jal Mahal

Man Sagar gölünün ortasında bulunan, mihracenin ve kralların yaz aylarında serinlemek amaçlı kullandığı Jal Mahal adlı sarayın 2 katı suyun altında 2 katı su üstünde bulunuyor. Saray ziyarete açık değil, o nedenle biraz göl manzarası izleyip saraya uzaktan bakıp gezmeye devam edelim.

Galtaji Temple

Galtaji Tapınağı diğer adıyla Maymun Tapınağı benim için en değişik deneyimlerden biriydi. Yüzlerce maymunun etrafınızda dolaştığı, yemyeşil bir alana kurulmuş mimari güzelliği ile sizi büyüleyen ve en üstte maymunların, bir altta erkeklerin, en sondaki kirli ve durgun suda kadınların yıkandığı havuzlarıyla enteresan bir tapınak burası.

Bu tapınağa girmeden önce maymunlara vermek için yanınızda yiyecek getirdiyseniz çantanıza saklayın, gördükleri anda hepsini alıyorlar çünkü.

Galtaji Temple

Hinduların ayinlerine denk gelecek kadar şanslıydım, dualarını dinleyip o pis havuzlarda manevi olarak arınmak için yaptıkları ritüelleri izlemek oldukça farklı bir his. Maymunları beslemek ve onlarla biraz haşır neşir olmak istiyorsanız, orada maymunlarla ilgilenen pala bıyıklı bir amca var. Bence onun yanında ve denetiminde bunu yapın, bazıları saldırganlaşabiliyor çünkü. Ani hareket ettiğinizde veya yaklaşıp baktığınızda sinirleniyorlar sanki. Tapınak bir dağ yamacına kurulmuş, başınızı kaldırıp yamaca bakınca çok fazla sayıda maymun görmek biraz ürkütücü. Maymun terbiyecisi amcanın fotoğraflarla bana kanıtladığı üzere bazı akşamlar kaplanlar da bu tapınağa su içmek için geliyor. Hava iyice kararmadan çıksanız iyi olur bence 🙂

Galtaji Temple

Hindu tapınağına gelmişken size biraz inanışlarından bahsetmek istiyorum. Anlayışlarına göre her hayvanın vücudunda bir insan ruhu var, insan en fazla 84 defa dünyaya farklı bir hayvan vücudunda gelebilir. İyi bir insan olup iyi işler yaparsan hayvan görünümünde dünya gelme riskini azaltırsın. Yine inançlarına göre başlarına gelen olumsuz şeylerin sebebini kendi içlerinde aramaları gerekiyor. Kendi içlerinde bunu bulabilmek içinse güdülerinden arınmaları gerekir. Bu nedenle yeme, içme, uyku, cinsellik gibi güdülerini bastırmak için türlü yöntemleri olan birçok tarikat mevcut. Tapınaklarda yaşayıp meditasyon yaparak ve tarikatlara ait farklı yöntemleri uygulayarak güdülerinden arınmaya çalışıyorlar. Bu yöntemlerden bana en ilginç geleni; ölü insan ve hayvan vücutlarını hatta dışkılarını yiyen ve bunu ‘madem hepimizi Brahman yarattı biz de bu yediklerimiz de doğaya karışacak’ bakış açısıyla yaparak arınmaya çalışan insanlar oldu. Hindular için ölüm bir son değil, Brahman’a yani yaratıcılarına kavuşmak için bir yol. O nedenle cenazelerde beyaz giyiyor ve eğleniyorlar. Reenkarne olabilmek için de yakılmaları ve onlar için kutsal olan Ganj Nehri’ne atılmaları gerektiğine inanıyorlar.

İlginizi Çekebilir :  Phuket Gezi Rehberi : Phuket'e Dair Herşey

DELHİ

Geldik 17 milyon nüfusu ile en kalabalık metropollerden biri olan Hindistan’ın başkenti Delhi’ye. Tam bir tezatlıklar şehri burası. Son derece modern binalar ve yemyeşil parkların bulunduğu bir caddeden sonra karşınıza sokakta yaşayan, yıkanan, tuvalet ihtiyacını gideren insanların bulunduğu bir sokak çıkabiliyor. Müthiş bir dinsel çeşitliliğin bulunduğu bir çok tapınak mevcut şehirde. Çılgın bir trafik, çılgın bir korna gürültüsü, kalabalık, pislik tam anlamıyla kaotik ve çarpık bir başkent.

Ülke için önemli bir yere sahip Şah Cihan tarafından yaptırılan Kızıl Kale ile gezinize başlayabilirsiniz. Hindistan’da gördüğümüz diğer kalelerden pek farkı yok, aynı kırmızı taşlardan yapılmış görkemli bir yapı.

Jama Masjid- Delhi

Old Delhi kısmında görebileceğiniz Delhi’nin en büyük camisi Jama Mescid diğer adıyla Cuma Camisi, Babür mimarisinin güzel örneklerinden biri. Maalesef Hindistan’da özellikle Müslümanların olduğu yerlerde inanılmaz bir dilenme durumu var. Çocuklar veya gençler adım atmanıza dahi fırsat vermiyor, kolunuzdan tutuyor, mahremiyetinizi önemsemeden bir şekilde para almaya çalışıyor. İçerisi bizim bildiğimiz camilerden daha farklı bir mimariye sahip. Kapısı veya kapalı bir alanı yok, ortadaki açık havuz da abdest alınması için yapılmış.

Sevgili rikşa sürücüsü :)- Rikşa Tour

Jama Mescid’den çıkınca bir rikşa kiralayıp eski çarşıda turlayabilirsiniz. Bir bisikletin arkasına konulan koltuktan ibaret olan bir taşıma aracı rikşalar. Çarşıyı bunlarla gezebilir ve istediğinizde durdurup alışverişinizi yapabilirsiniz.

Sikh Tapınağı- Delhi

Şehir merkezine yakın bir noktada bulunan Gurudwara Bangla Sahib adlı Sikh tapınağı ruhani havayı en iyi hissedebileceğiniz yerlerden biri bence. Büyük görkemli bir kubbesi bulunan, kocaman havuzlu, içinde ilahiler söylenen, irmik helvası dağıtılan, her gün onlarca gönüllünün bağışlarla alınan yiyecekleri devasa mutfaklarda pişirip yüzlerce kişiye yemek verdikleri bir tapınak burası. İçeriye girerken ayakkabı ve çoraplarınızı çıkarıp çıplak ayak kalmanız, erkek veya kadın fark etmeden başınızı bağlamanız gerekiyor. Oldukça cana yakın ve açıkgörüşlü insanlar, sohbet edebilir dinleriyle ilgili bilgi alabilirsiniz. Sikh dini Müslümanlık ile Hinduizmin karışımı diyebileceğimiz bir din. Kast sistemine karşı çıkan, tek tanrıya ibadet edilmesi gerektiğini savunan, iyi ahlaklı olmaya çok önem veren, içki ve tütün kullanmayan, saç ve sakallarını hayat boyu hiç kesmeyen Sihler reenkarnasyona inanıyorlar.

Lotus Temple- Delhi

Lotus çiçeği şeklindeki muazzam mimarisiyle dikkat çeken Bahai dinine ait Lotus Tapınağını Hindistan gezi rehberinize mutlaka eklemelisiniz. Hindistan’daki en beğendiğim şeylerden biriydi Lotus Temple. Yanına yaklaşana kadar fotoğraflayabiliyorsunuz fakat yaklaşınca ve içine girince fotoğrafa izin verilmiyor. Ayaklarınızda ayakkabı olmaması gerekiyor ve içeride sessiz olmalısınız. Tapınağın içini nasıl anlatsam, sanki gerçekten lotus çiçeğinin içine girmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Serin, akustik, inanılmaz huzurlu bir mekandı. Oturup meditasyon yapanlara katılabilirsiniz, gerçekten ruhani bir hava hissedeceksiniz. Bahai dini tanrının, dinlerin ve insanların birliğini savunan bir din. Bu din hakkında geniş bilgi için (http://www.bahaitr.org/index.php/tr/) siteye bakabilirsiniz.

India Gate- Delhi

Şehir merkezinde İngilizler tarafından 1. Dünya Savaşı ve Afgan Savaşı’nda ölen Hintlilerin anısına yapılmış kocaman bir anıt var, ismi India Gate. Uzaktan bakıp fotoğraflamak yeterli bence, yakınına kadar gitseniz de göreceğiniz farklı bir şey yok. Yine size zorla bir şeyler satmaya çalışan insanlarla daha fazla muhatap olmak zorunda kalırsınız yalnızca.

Gandhi Anıtı-Delhi

Hindistan’ın kahramanı Mahatma Gandhi’den bahsetmeden geçmeyelim. Delhi’de bulunan Gandhi anıtını ziyaret edebilir, hayatı, felsefesi ve sözleriyle ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. Etkileyici bir zeka, naif bir ruh, şiddetten kaçınarak özenli bir pasif direniş devrimi ile Hindistan’ı sömürge olmaktan kurtaran muhteşem bir adam Gandhi. Ben Kingsley’in müthiş oyunculuğuyla Gandhi’yi canlandırdığı hayatını anlatan filmi izlemenizi tavsiye ederim. Bizim için Atatürk neyse Hindistan için de Gandhi o. Anıtını ziyarete akın akın öğrenciler geliyor, çiçekler bırakıyorlar.

Mahatma Gandhi

Son olarak Delhi’nin güneyinde görebileceğiniz İslam-Hindu mimarisinin ilk büyük eseri olan 13. yüzyılda inşa edilmiş Hindistan’ın en yüksek taş kulesi, 73 metrelik Qutub Minar’ı Hindistan gezi rehberinize ekleyin. Hem İslami hem de Hindu figürlerinin kullanıldığı sütunları ve duvarları var. Rivayetler arasında minare amacıyla inşa edildiği, Müslümanların zafer anıtı olarak dikildiği söylentileri var.

Qutub Minar-Delhi

Hindistan’a gelip meşhur Bollywood şovlarını izlemeden dönmek olmaz tabii ki. Ben Delhi’deki Zangoora Gypsy Prince isimli gösteriyi izledim, gerçekten çok başarılı bir sahne performansıydı. Birçok farklı seçenek var Bollywood şovlarında. Bağlantısını paylaştığım şu siteden inceleyebilir ve biletinizi alabilirsiniz.

Bence Hindistan gezi rehberine bunları eklemeden dönme;

  • Maymun tapınağını ziyaret edip maymunları beslemeden
  • Bollywood şovu izlemeden
  • Birçok farklı dine ait tapınakları ziyaret etmeden
  • Dünyanın 7 harikasından biri olan Tac Mahal’i görmeden dönmeyin.

Keyifli keşiflerde buluşmak dileğiyle. Bol seyahatler dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir