Orta Çağ’da Dondurulmuş Bir Şehir: Brugge ve Belçika Gezi Rehberi

Brugge ve Belçika Gezi Rehberi olarak hazırladığım bu yazının seyahatinizde  faydalı olmasını umuyorum. Yüzölçümü bakımından küçük fakat gelişmişliği, mimari dokusu ve kendine has lezzetleriyle büyüleyici bir ülke Belçika. Yazımın başlığında Belçika’da beni en çok etkileyen yer olan Brugge kasabasını kullandım fakat Belçika gezi rehberi olarak kullanabileceğiniz bu yazıda görülmesi gereken diğer şehirlerinden de bahsedeceğim.

Başkenti Brüksel olan bu küçük ülke Almanca, Fransızca ve Flemenkçe’nin konuşulduğu bölgelere ayrılmış durumda. İngilizce’nin yaygın kullanılması, ulaşım ağı ve küçüklüğü sebebiyle gezmeye çok elverişli ve insanı yormayan bir ülke diyebilirim. Para birimi euro ve ülkeye girebilmek için Schengen vizesine ihtiyacınız var. Yazımın başlığı ve Avrupa’daki favori yerlerimden biri olan Brugge (Brüj) ile başlayalım o halde gezmeye.

BRUGGE

Çikolatalı, dantelleri, biraları ve en önemlisi Orta Çağ’da donup kalmış gibi görünen mimarisiyle muhteşem bir kasabadır Brugge. Kanalları sebebiyle kuzeyin Venedik’i olarak da bilinir. Sokaklarında gezerken at arabaları ve faytonlar göreceğiniz bu kasabada kendinizi gerçekten Orta Çağ’da hissedeceksiniz.

Burası için en uygun mevsimin bahar ve yaz ayları olduğu söylenir fakat ben Ocak ayında gelmekten dolayı mutlu olarak ayrıldım buradan. Evet soğuktu ama tertemiz havası ve nispeten boş sokakların keyfini gönlümce çıkarmak çok daha keyifli geldi bana. Burada birçok müze (çikolata, bira, tarih, elmas, çömlek, dantel, patates müzesi vs.) ve birçok Katolik kilisesi görebilirsiniz. Hepsi yürüyüş mesafesinde ve yürürken ilginizi çeken noktalara girip keyifli keşifler yapabilirsiniz.

Her eski Avrupa kentinde olduğu gibi burada da küçük bir meydan var. Meydanda Belediye Binası ve Çan Kulesi’ni görebilirsiniz. İsterseniz içine girip kuleye çıkabilirsiniz. Meydandaki kule girişinin hemen önündeki patatesçiye girip ünlü patateslerinden ve soslarından sipariş edip yanına da meşhur Belçika biralarından söyleyip yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Patateslerin ünlü olmasının nedenini pek anlayamadım açıkçası fakat yanında sunulan sos çeşitliliği ve lezzeti epey güzeldi. Dantel sevmememe rağmen oldukça estetik şeylerle karşılaştım, hatıra olarak buranın ünlü bir şeylerini alayım derseniz dantel alabilirsiniz. Bir de tabii ki mutluluk hormonu salgılatan çikolata! Kim sevmez ki onu. Ayrıca çikolatanın başkentinde olunca hem gezerken yemelik, hem bavulunuza tıkıştırmalık çok lezzetli alternatifler bulacaksınız. Benim gibi kış mevsiminde giderseniz elinize bir bardak sıcak çikolata alın ve kakao kokan sokaklarda mutluluktan uçarcasına Brugge’ü keyifle keşfedin.

BRÜKSEL

Oldukça gelişmiş bir Avrupa başkenti olan Brüksel tarihi dokusunu koruması dolayısıyla göz kamaştırıcı bir mimariye sahip. Şehrin meydanı olan Grand Place; tam ortasında durup yavaşça kendi etrafınızda dönerek muazzam bir mimari şölene şahit olabileceğiniz bir mekan. Bu meydan aynı zamada Unesco Dünya Mirası listesindedir. Meydanda alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar, sanat galerileri, restoranlar, idari binalar, Belediye Binası ve Kent Müzesi bulunuyor. Vaktiniz varsa bir köşeye oturup ortamın tarihi dokusunun keyfini çıkartın mutlaka.

İlginizi Çekebilir :  İstikamet İtalya! : Floransa'da Gezilecek 7 Yer

Meydandan ara sokaklara daldığınızda göreceğiniz şehrin ünlü simgesi İşeyen Çocuk Heykeli’ni (Manneken Pis) göreceksiniz. Bronzdan yapılmış 61 cm boyundaki bu heykel bir çeşme şeklinde gün boyu işiyor ve gelen geçen tüm turistler bu çıplak çocuk heykeliyle fotoğraf çektirmek için havuzun önünde sıra oluyorlar. Rivayete göre Brüksel şehrini kurtaran bir çocukmuş kendisi. İsminin Julien olduğu söylenen bu çocuk Orta Çağ döneminde, düşmanların şehri yok etmek için yaptığı planlar sonucunda alev alan bir sigortayı görüp sönmesi için üzerine işeyerek büyük bir faciayı önlemiş. Halk da bu çocuğun heykelini yapmış. Anlatılan birkaç hikaye daha var bu heykelle ilgili ama en popüleri bu.

Belçika gezi rehberi yazımda size tavsiye edeceğim yerlerden birisi de Atomium. Brüksel’de görebileceğiniz bir diğer turistik yapı. 1958 yılında Expo fuarı için yapılmış bir anıt bina burası. 102 metre yüksekliğinde ve dokuz tane çelik kürenin birleştirilmesi ile oluşturulmuş. Son katına asansör ile çıkıp şehir manzarasının keyfini çıkartabilir, restoranında yemek yiyebilirsiniz.

GHENT

Brüksel’e bir saat, Brugge’e 45 dk mesafede bulunan bu kenti yarım günde gezebilirsiniz. Kuleleri, kanalları ve köprüleriyle ünlü bu küçük şehri bence es geçmeyin. St Bavo Katedrali, Belfry ve St Nicholas Kilisesi şehrin sembollerini oluşturan kuleleri bünyesinde barındırıyor. Benim Ghent’e varışım akşam saatlerinde olmuştu ve ilk karşılaştığım yapı St Nicholas Kilisesi idi. Biraz sisli bir havada o devasa mimari harikasını görünce kendimi fantastik bir filmdeymiş gibi hissetmiştim.

Korenmarkt (şehrin merkezindeki meydan), St Michael Köprüsü ve Vrijdag Markt (şehrin pazar alanı) görülebilecek diğer mekanlar. Hepsini yürüyerek rahatlıkla gezebilirsiniz. Umarım yazımı Belçika gezi rehberiniz olarak kullanır ve beğenirsiniz.

Bence bunları yapmadan dönmeyin;

  • Bolca çikolata yemeden/içmeden
  • Brugge sokaklarında doyasıya yürüyüp mimariye hayran olmadan
  • Meşhur soslu patateslerinden yemeden
  • Brugge’de kanal turu yapmadan
  • Meydanlarda oturup şehrin dokusunu içinize sindirmeden dönmeyin.

Brugge ve Belçika gezi rehberi yazımın size faydalı olması dileğiyle hepinize keyifli keşifler. Bol seyahatler hepinize.

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir