Pamukkale ve Hierapolis Antik Kenti

Herkese Merhaba,

Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinde biri olan Pamukkale ve Pamukkale Travertenleri hakkında güzel resimler eşliğinde kısa bir özet anlatmaya karar verdik ve yola koyulduk. Denizli‘ ye 2007 senesinde taşınmamıza rağmen daha gezmediğimiz; keşfedilmeyi bekleyen yerler olduğunun inancındayım. Şimdi hazırsanız size Beyaz Cennet dedikleri güzel şehrimizin mimari yapısı haline gelen, Türkiye’nin Kapadokya gibi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan ikinci doğal sit alanı. UNESCO, bu unvanı veriyorsa onun en iyi şekilde korunmasını da bekliyor ve yapılan uygulamaların kitaba uygunluğunu da her zaman denetliyor. Kısacası unvanı verip peşini bırakmıyor. Hatta eğer koruma kriterlerine uyulmuyorsa o yerler listeden bile çıkartılıyorlar. Bu unvanı kaybedenler hem büyük bir fondan oluyor, hem de turizm potansiyelleri düşüyor. Turizmden bahsedecek olursak sezon açılışından itibaren yaz kış mevsim saatlerine uyarsanız eğer, zamanınızı  üç buçuk saat ayırabileceğiniz bir gezi sizleri beklemekte.

Pamukkale

Pamukkale Nerede? Nasıl Gidilir?

Pamukkale Travertenleri Denizli ilinde bulunmaktadır. Denizli Merkez’e 18 kilometre gibi kısa bir mesafede bulunan Pamukkale için ulaşım şehir merkezinden oldukça kolay.

Otobüsle Denizli’ye gelecek olanlar; otogardan hiç çıkmadan Pamukkale minibüslerine binerek kısa bir yolculuğun ardında travertenlere ulaşabilirler. Bunun haricinde şehir merkezinde herhangi bir yerden taksi ile travertenlere gitmek, birkaç kişi için göze alındığında çok da külfetli olmayacaktır.

Şahsi aracı ile gidecek olanlarsa; Denizli Merkez’den D585 yolunu kullanarak kuzeye doğru gittiklerinde, yolun D320 yolu ile kesiştiği noktada karşılarına Pamukkale tabelaları gelecektir.

İlk uğradığınız da sizi ördeklerin hayat sürdüğü çok güzel bir yapay göl karşılayacaktır.

Pamukkale Travertenleri

Pamukkale Travertenleri

Girişte ödeyeceğiz ücret 35 TL. Müzekartı olanlar ücretsiz bir geçiş yapabiliyor. Biletinizi alıp beyaz travertenlerin yanına geldiğiniz zaman ayakkabılarınızı ve çoraplarını elinize alıp taşıma vaktidir. Çünkü zira travertenlerin zarar görmemesi için böyle bir kural koyulmuş. İlk başta gözlerinizi alabilir bu beyazlık ama yürüdükçe gözlerinizin alışacağını hissedeceksiniz. Adımınızı ilk attığınız da  kafanızda canlandırdığınız sizi yumuşak kar gibi bir zemin yerine, sert ve Hierapolis’in sıcak suyu eşliğinde bir zemin üzerinde gezinize başlayacağınıza şimdiden söyliyeyim. Şimdi ayakkabıları ve çorapları çıkartıp paçaları sıyırma vakti.. Gezdikçe bambaşka güzellikler keşfedeceksiniz Pamukkale’de; gürül gürül akan şelaleler, yüzyıllara meydan okuyan antik kentler, travertenler birbirinden renkli ve eğlenceli bir yolculuğa çıkaracak sizleri..

Pamukkale travertenleri

Travertenlerin Oluşumu

Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Bunu 2007 yılından itibaren okuduğum dergilerden ve kitaplardan size aktarıyorum. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiş. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 santigrat arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmakta. Gezdikçe ayaklarını bu sıcak sulardan hiç çıkarmak istemeyeceksiniz zaten. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünite. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Termal su kaynaktan çıktıktan sonra, 320 metre uzunluğunda bir kanal ile traverten başına gelmekte ve buradan, 60-70 metrelik kısmi çökelmenin olduğu traverten katlarına dökülmekte ve ortalama 240-300 m. yol kat etmektedir.

Kaynaktan çıkan 35.6 santigrat sıcaklığında, içinde yüksek miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunan suyun havadaki oksijen ile olan teması sırasında Karbondioksit ve Karbon monoksit uçarak kalsiyum karbonat çökelmekte ve traverten oluşumuna sebep olmaktadır. Çökelti ilk etapta; kat kat havuzcuklarında ve kat kat seddelerinde, çökelmekte olan kalsiyum karbonat, başlangıçta yumuşak bir jel halindedir. Zaman içinde sertleşmekte ve traverten olmaktadır. Ancak ziyaretçiler tarafından katlar üzerinde gezilmesi ve oynanması, henüz yumuşacık haldeki kalsiyum karbonatların ezilmesine, dağılmasına neden olmaktadır. Travertenlere termal su, kontrollü olarak belirli bir program dahilinde verilmekte. Ayrıca şunu demem gerekir ki ; fazla miktarda ve uzun süre aynı yere akıtılan su, yosunlaşmaya ve dolayısıyla travertenlerde hoş olmayan kirliliğe sebep vermektedir. Beyazlığın oluşumunda, hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi etkilidir. Çökelme, termal sudaki karbondioksit’in havadaki karbondioksit dengeye gelinceye kadar devam etmektedir.

Pamukkale travertenleri

Pamukkale travertenleri2

Ayrıca kimi zaman yoğunlaşan insan trafiğini anlatmadan geçemeyeceğim. Girişten itibaren turizmin en aktif olduğu mevsimlerde ziyaret edersiniz eğer, eliniz de herhangi bir fotoğraf makinesi tutuşturulup, “çekermisiniz lütfen?” lafını çok duyacaksınız. Zira her noktası çok güzel olan travertenlerde flaşların ardı arkası kesilmiyor…

HİERAPOLİS ANTİK KENTİ

Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. YY. başlarında kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephosun karısı Amazonlar kraliçesi Hiera‘dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.
Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (M.S. 60) büyük depreme kadar, Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş, tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem, M.S. IV. yüzyıldan itibaren Hristiyanlık merkezi olması (Metropolis), M.S. 80 yıllarında, Hz. İsa’nın havarilerinden olan, Aziz Philip’in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.

Hierapolis Antik Kenti

DOMİTİAN KAPISI (FRONTİNUS KAPISI)

Şehrin kuzey girişinde iyi korunmuş 3 gözlü ve iki yanına yuvarlak kuleleri olan kapı imparator Domitian‘a ithaf edilmiş, üzerine Latince ve Grekçe yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna, Domitian kapısı veya Roma Kapısı denir. Kapının M.S.82-83 yıllarında yaptırıldığı bilinmektedir. Bu kapıya ayrıca Frontinus kapısı da denmektedir.

İlginizi Çekebilir :  Semazenler Diyarı Konya

Asıl beni heyecanlandıran konuya değinmek istiyorum ki; antik kenti gezerken o tarihi yaşarmışçasına gezmek olağanüstü.. Yıllara meydan okuması bir yana, ellerinizi tarihi taşlara değdirdiğiniz zaman sanki o dönemi yaşıyormuş gibi hissetmek çok güzel bir duygu. Bize de Bizans’ın kuzey kapısından fotoğraf çekmek düşer diyerek deklanşöre basmak kaldı ve fotoğraftaki gibi bir kare elde etmiş olduk.

Hierapolis Antik Kenti 2

ANTİK TİYATRO

Büyük yapı dört ada üzerine inşa edilmiştir. Dik olan cavea diazoma‘dan iki kısma bölünmüştür, dikey olarak 9 cuneusa Summa cavea galerisi ile 8 basamak yerleştirilmiştir. Ima cavea‘nın (alt basamaklar) orta kısmı, Proedria için mermer bir Exedra şeklinde düzenlenmiş, yüksek arkalıklı, arslan ayaklı oturaklar, kentin önemli kişileri için inşa edilmiştir. Sahne binası, logeion geniş bir sahne arkasına sahiptir ve skene ile bağlantılıdır. Skene frons‘un üç düzeni mermer monolit sütunlar tarafından podium üzerine oturmakta ve burada Apollon ve Artemis‘e adanmış, bezeli korniş bulunmaktadır. Bu görkemli yapı, İmpatator Septimius Severus zamanında İ.S. III. yüzyılda, önceki evreyi (Flavius dönemi) içine alarak ve yok ederek inşa edilmiştir. Geç Roma Dönemi’ne kadar kullanılmış, bunu arkhitravı‘nın alt yüzüne, İ. S. 352 yılına tarihli ve skene fronsun onarımını yazıttan anlıyoruz.

Antik Tiyatro

Yapımı 150 yıl süren, Akdeniz Havzası içinde en önemli ve özgün Roma Tiyatrosu olan 1800 yıllık Antik Tiyatro;

Hem kültürel hem doğal miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ nde yer alan ve dünyada eşi benzeri olmayan 2500 yıllık Pamukkale Hierapolis Antik Kenti’ nde bulunan ve gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları neticesinde, Antalya Perge Tiyatrosu’nun dışında hiçbir antik tiyatroda bulunmayan mitolojik kabartmaları, görkemli sahne binası, oturma basamakları ile Hierapolis Antik Tiyatrosu, şu anda Akdeniz havzası içinde Roma Dönemi Anadolu Tiyatroları arasında en önemli ve özgün bir yere sahiptir.

Hierapolis Antik Tiyatrosu Tarihçesi

1800 yıllık Hierapolis Antik Tiyatrosu’ nun yapımı; M.S. I. yüzyılın ikinci yarısında başlanılmış, III. yüzyılın başlarında da tamamlanmış ve yaklaşık 150 yıl sürmüştür. Roma tiyatrolarının en güzel örneklerinden biri olan,yamaca yaslanmış tüm cepheleriyle birlikte korunabilen bu muhteşem yapının 50 oturma sırası bulunur. Bu oturma sıraları 8 merdivenle 9 bölüme ayrılmıştır. Cavea’nın tam ortasından geçen Diozoma’ ya her iki yandan tonozlu birer geçit ile (vomitoryum) girilir. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup, sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır. Tiyatroda yer alan kabartmalı frizlerde; Apollon ve Artemis’ in doğuşu ve dini ayin sahneler, Dionysos, Satyr ve Menad’ lardan oluşan eğlence sahneleri, Marsyas ve Apollon arasında geçen müzik yarışması, tanrılar ile devler arasındaki (Giganthomachi) savaşlar, yer altı tanrısı Hades’ in tanrıça Persephone’ yi yer altına kaçırması gibi mitolojik konular ile Hierapolis Kenti için yapılan sportif yarış sahneleri, arşitravın kral kapısı üstünde İmparator Septimus Severus’ un taç giyme merasimi tasvir edilmiştir.

Pamukkale Hierapolis Antik Tiyatrosu Sahne Binası Restorasyon çalışmaları İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Müze Müdürlüğü denetiminde, İtalyan Kazı Heyeti tarafından 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı aracılığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın gönderdiği 1.750.000 TL ödenekle gerçekleştirilmiştir. Restorasyon çalışmalarında Sahne Binasına ait olan 3.000 bine yakın mermer blok ve mimari süsleme parçaları tek tek incelemiş, % 95 mevcut olan orijinal mimari malzeme kullanılmıştır.

19 Nisan 2010 tarihinde başlayan restorasyon çalışmaları, 10 Haziran 2013 tarihinde tamamlanmıştır. Türkiye’ de Sahne Binası restore edilen tek tiyatro ünvanına sahip olan Pamukkale Hierapolis Antik Tiyatrosu,yapılan bu restorasyon çalışmaları sonrası 12.000 kişi kapasitesi ile kültürel ve sanatsal etkinlikler için faal duruma gelmiştir.

     

Bu yeri 2016 yılında tam 7 defa gelen misafirler eşliğinde çıkmıştım ve her geldiğim de burada fotoğraf çektirmeden edemem. Benlik şimdilik bu kadar. Umarım bu yazım Pamukkale’ye gelirken haber etme imkanınız olur ve size yardımcı olabilir..

Tiyatronun basamaklarından iner inmez sizi bir çobanın sözü karşılayacak,

Şimdilik bir sonra ki diyarlarda görüşmek üzere…

Herkese iyi Gezmeler.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 comment

  • Denizliyi gezmek isteyenlerin büyük ihtimalle ilk uğrayacağı nokta pamukkale oluyor bu doğal güzellik bakarken insanı büyülüyor gezi rehberine ek olarak pamukkale travertenlerinin oluşumunu da yazdığınız için teşekkürler