Rüya Şehir Paris için İki Gün Yeter Mi?

Bu yazımda rüya şehir Paris için iki günlük kısa bir planı nasıl değerlendirebileceğiniz ile ilgili notlar paylaşacağım. Kısa dememin nedeni, bazı şehirler için iki gün yeter de ararken, Paris’i değerlendirmek için bu sürenin çok kısa olması. Ama siz de bizim gibi iki gün gibi kısıtlı bir vakte sahipseniz, yine de dolu dolu bir plan ile şehrin pekala keyfini çıkarabilirsiniz. Eğer şehre gitmeden önce, zevkinize uygun olarak görülebilecek yerlerin bir listesini yapar ve tercihinizi birbirine yakın yerlerden kullanırsanız bu kısıtlı zamanın sonunda çok keyifli anılarla geri dönmek mümkün.

Ben gitmeden önce ” biz Paris’teki bu sayısız seçenekten en çok hangilerini görmek isteriz?” konusunu etraflıca araştırarak işe başladım. Bir çok gezi blogunda şehir detaylı olarak anlatılıyor. Ben ve birlikte seyahat ettiğim beş kişilik arkadaş grubum, tercihimizi “biraz kültür-sanat, biraz da eğlence olsun” ortak noktasında anlaştığımız için , edindiğim bilgiler ışığında bir plan oluşturdum. Magnet ve hediyelik alışverişi dışında alışveriş molası vermeyecek, yeme-içme molalarını gurme tur tadında geçirmeyecek, bol bol fotoğraf çekebilecek bir gezi planıyla şehri keşfe başladık ve muhteşem keyif aldığımız iki gün geçirdik.

Biz Paris’i çok sevdik, tadı damağımızda kaldığı ve yeniden görülecek yerler listesinin 1. Sırasına yerleştiği için, daha şimdiden yeniden gitmek üzere indirimli bilet takibine başladık bile 🙂

 

Öncelikle bu rüya şehirde ne umduk ne bulduk çok kısaca bir bakalım;

Şehrin keyif verenleri:

– Paris; alışveriş, tarih, sanat, eğlence yönünden çok zengin bir şehir. Her köşesinde her zevke hitap edebilecek bir seçenek mevcut.

– Şehirde toplu taşıma ile ulaşım kolay, bununla birlikte biraz karmaşık olan ücretlendirme sistemini de baştan çözerseniz( detayları aşağıda yer alıyor) en ekonomik şekilde şehrin her köşesine gidebilirsiniz.

– Gezilecek yerlerin büyük kısmı merkezde olduğu için yürüyüş seviyorsanız, gezinizi yürüyerek de yapabilirsiniz.

– Gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel.

Şehrin keyif kaçıranları:

– Yeme içme Fransa’nın diğer şehirlerine göre ucuz ama birçok Avrupa şehrine göre pahalı.

– Yemek için fast-food yerine bir restoranı tercih edeceksiniz, oturma ile ayrılma süreniz arasında minimum 1,5-2 saatlik bir süre olmasını göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Siparişi alma ve hatta hesabı getirme süreleri bizim Türkiye’de alışkın olduğumuz sürelerin çok üzerinde.

– Şehirde yankesicilik ile ilgili ciddi bir kaygı var. Kişisel eşyalarınıza dikkat etmenizi öneririm. Özellikle gece geç saatte otele dönüş yaparken işlek olan güzergâhları tercih etmeniz riski azaltacaktır.

– Gece ulaşım, eğer merkez dışında konaklıyorsanız biraz sıkıntılı. Metro ile ulaşım gece saat 1:30’a kadar ve taksi ücretleri pahalı.

 

Biz 2 güne neleri sığdırdık?

Gezimiz 3 gece ama maalesef 2 gün Paris konaklamalıydı. Gece geç saatte ve merkeze 23 Km. uzaklıkta bir otelde kaldığımız için gezimize 2. Gün sabah 8 itibariyle başladık. Benzer bir plan ile zamanınızı değerlendirmek isterseniz, sırasıyla aşağıdaki yönlendirmeleri takip edebilirsiniz;

1.GÜN

  1. Louvre Müzesi-( Musee du Louvre):

  •  Müzeye giriş ücreti 17€ ve dikkat dikkat her ayın ilk günü ücretsiz giriş günü.
  •  Müzenin tamamını gezebilmek için toplam 10 km. yürümek gerekiyor.
  •  Her gün ve saatte  2 saate ulaşan giriş sırası beklemek zorunda kalabilirsiniz. Belki akşamüzeri girmek daha iyi bir fikir olabilir.
  •  Müze içerisindeki en ünlü eserleri Türkçe olarak Turkcell-Piri uygulaması ile online/offline dinleyebilirsiniz.
  •  Louvre  binasında çıkış kısmında aynı zamanda bir AVM bulunuyor, buradan bir dermokozmetik markasının ürününü özel bir promosyon olmamasına rağmen TR’deki satış fiyatından ürün başına 50 TL daha uygun fiyatla aldım, kızlar önemle bilgilerinize 🙂
  •  https://www.ticketlouvre.fr//louvre/b2c/index.cfm/calendar/eventCode/MusWeb adresinden ziyaret gününüze göre açılış-kapanış saatlerini kontrol edebilirsiniz.

Biz 1 Ekim günü Paris’te olduğumuz için bugün ilk durak olarak Louvre’u seçtik. 1,5 saat kadar süren bir giriş sırası beklerken 5 kişilik grubumuzdan ikişer ikişer ayrılarak müze önündeki cam piramitlerle pozlarımızı verdik 🙂 Sıra bekleyenlere satış yapmaya çalışan seyyar satıcılardan magnet ve Eyfel Kulesi anahtarlıklarımızı aldık. Müze hakkında online bilgileri dinledik ki sonunda sıra bize geldi.

Müzenin tamamını gezmek toplam 10 km. olduğu ve vaktimiz kısıtlı olduğu için, içeride ilk olarak İtalyan-İspanyol eserlerin sergilendiği bölümden başladık. Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa tablosunun orijinalini ve sonrasında en ünlü eserlerin sergilendiği birkaç bölümü de hızlıca gezerek ayrılmak zorunda kaldık.

Louvre Bahçesinde Cam Piramitler

 

  1. Eiffel Kule

Louvre’dan çıktıktan sonra MC. Donald’s da kısa bir yemek ve müze etrafındaki mağazalardan kısa bir alışveriş molası ardından Eyfel ‘e doğru yola çıktık.

  • Kulenin 3 farklı yönündeki asansörlerle 2. Katı ( 115 m) ve en tepesine (276 m) çıkabilirsiniz. 2. Kat çıkış Ücreti 11 €, en tepeye de çıkarım derseniz 17€.
  • 2. Katından güzel bir Paris manzarası seyredip, fotoğraf çekebilirsiniz. Tepedeki katında demir perdeleme olduğu için baştan fotoğraf beklentisini yüksek tutmayın.
  • Asansörle çıkış için yaklaşık yarım saatlik bir bekleme süresi vardı. 2. Katta indikten sonra yeniden asansör değiştirerek tepeye çıkılıyor.
  • Hava kararıp kule ışıkları yandıktan sonra, her saat başı yaklaşık 2 dakika süren bir ışık şovu yapılıyor, kuleye gündüz giderseniz hava karardıktan sonra kuleyi gören bir yerden şovu izleyebilirsiniz.

Buraya Nasıl giderim ?

Louvre’un AVM giriş çıkış tarafından yani Rue de Rivoli caddesine çıktığınızda, yolun karşısında ( MC Donalds tarafı) Benlux mağazasının önü gibi bir hizada yer alan otobüs durağından, 69 No.lu Champ De Mars otobüsüne binin, yaklaşık 20 dak sonra Rapp – la Bourdonnais durağında inin. Başınızı arkaya çevirin çünkü Eyfel tüm heybetiyle arkanızda… Kuleyi takip ederek park içerisinden iki dakika kadar yürüyerek kulenin girişine gelebilirsiniz. Kuleye çıkmayacak da olsanız da, yine güvenlik kontrolünden geçerek kulenin bahçesine girebilirsiniz.


Seine Nehri Kıyısından Eiffel ve Caroussel

 

  1. Trocadéro Meydanı- (Place du Trocadéro) :

Eyfel Kulesi’ni bir de karşıdan görelim, fotoğraf çekip güzel anılar biriktirelim dedik ve Eyfel’in en güzel görüntülendiği Trocadéro Meydanı’na geçtik.

  • Burası Eyfel Kulesini karşıdan görebileceğiniz ve fotoğraflayabileceğiniz meşhur meydan. Aynı zamanda hem Paris’i kuşbakışı izleyebilir, yüzünüz kuleye dönükken sağ tarafta da Arc deTriomphe’ ın görebilirsiniz.
  • Meydanın sol tarafında mimarlık müzesi, sağ tarafında ise İnsan Müzesi ve Denizcilik Müzesi yer alıyor. Vaktiniz varsa gelmişken bu müzeleri de gezebilirsiniz.
  • Gece Eyfel’in ışık şovunu da buradan çok net ve keyifli izleyebilirsiniz.
  • Çok sayıda seyyar satıcı var ve fotoğraf çekmek isteyen kalabalık bir insan kitlesi olduğu için kişisel eşyalarınıza dikkat etmenizi öneririm.

Buraya Nasıl giderim ?

Eyfel Kulesine sırtınızı dönüp meydanın çıkışına doğru ilerleyin. Sağ tarafınızda bir carroussel, karşınızda Seine Nehri olacak. Pont d’Lena köprüsü-caddesi’nden nehrin karşısına geçerek New York meydanına gelin. Bu meydanın sol tarafından yukarı uzanan yoldan dümdüz çıkarak Trocadéro meydanına ulaşabilirsiniz.  Toplam 15-20 dak.lık bir yürüme süresi ve yol boyunca güzel bir manzara olduğu için bir araca binmeden gitmenizi öneririm.


Tracedero’dan Eiffel Manzarası Gündüz

  1. Montmartre Tepesi:

Meşhur Ressamlar Tepesi’ne çıkıp hem Sacre-Coeur Bazilikasını hem de muhteşem Paris manzarasını izlemek için hava kararmadan Montmartre Tepesi’ne doğru yola çıktık.

  • Deniz seviyesinden yükseklik olarak 130 metre ile şehrin en yüksek yeri kabul ediliyor.
  • Ünlü Moulin Rouge revüsü de bu bölgede yer alıyor.
  • Metro’dan indiğiniz duraktan tepeye çıkana kadar sağlı sollu bir çok hediyelik eşya dükkanı, pastane ve cafeler yer alıyor. Fiyatları da aşağıya göre daha uygun. Hatta Paris’ in ünlü macaronlarını burada tanesi 1€’dan alabilirsiniz.
  • Tepede sokak sanatçılarının harika müzikleri eşliğinde gezebilir, ressamlara portrenizi yaptırabilirsiniz. Fiyatları ise 50 € civarı.

Biz burada manzarayı seyrettikten sonra sokaklara sokaklar arasında gezdik, magnet ve hediyeliklerimizi aldık. Güzel bir akşam yemeği yedik ve saat 21:00’de biletimiz olan Lido Show’a yetişmek üzere ayrıldık. Yalnız buraya en az bir yarım gün, hatta Bazilikayı gezmek isterseniz belki bir tam gün ayırmanızı öneririm.


Buraya Nasıl giderim ?

Trocadéro Meydanı’nda sırtınızı kuleye vererek ilerleyin. Meydanın bittiği yerde çıkar çıkmaz solunuzda kalacak Metro istasyonuna girin. Olduğunuz istasyondan M6’ya binip 3 durak sonra Charles de Gaulle Étoile durağında inin. Buradan M2(Nation)’ye geçin bu istasyondan M2’ye binerek 9 durak sonra Anvers durağında inin. İndiğiniz duraktan yolun karşısına geçip Sacre-Coeur tabelalarını takip ederek tepeye doğru yürüyün. İsterseniz füniküler tabelasını takip edip tepeye bu yolla da çıkabilirsiniz. Toplam süre 35 dakika.


Sacre-Coeur Bazilikası

5.Lido de Paris :

Lido Show, Champs Elysee üzerinde yer alan ünlü Fransız şovu. Aynı zamanda rezervasyonunuzu yemekli olarak yaptırıp ,şovdan iki saat önce gecenize yemekle de  başlayabilirsiniz. Biz hem zamandan hem paradan tasarruf edebilmek için yalnızca şovu izlemeyi tercih ettik.

  • Şovun biletleri resmi sayfası olan http://www.lido.fr/en.html üzerinden alınabiliyor. İnternetten satış fiyatları hem daha ucuz, hem de gittiğinizde yer kalmamış olabilir. Biletler önceden alınmalı ve basılmalı.
  • Bu şovu çok beğenen de duydum, benim gibi “ o kadar abartılacak bir durum da yokmuş aslında” diyeni de. Biz hatta hem Moulin Rouge’a hem Lido’ya gidelim diye düşünmüştük. Fakat Lido’yu gördükten sonra keşke tercihimi diğerinden yana kullansaydım diye pişman oldum maalesef. Bir dahaki gidişimde kesinlikle Moulin Rouge’a gideceğim.
  • Biz yemeksiz ve içkisiz, balkon yer planından olan bileti aldık, fiyatı 75€’du. Balkondan nasıl izlenir diye bir tereddütünüz olmasın, sahne her yerden aynı netlikte görünüyor. Hatta önünüzde olan abajurlar bile şov başlamadan hemen önce indiriliyor ve önünüz açılıyor.
  • Şov 90 dakika sürüyor. Biz 23:00 seansına gidersek, çıktığımızda gece otele rahat dönemeyebiliriz diye riske girmek istemeyip 21:00’i tercih ettik.

Buraya Nasıl giderim ?

Yine ister yürüyerek ister fünikülerle aşağıya inin. Buraya geldiğiniz gibi aynı güzergahtan yine mavi metro M2’ye binip 9 durak sonra Charles de Gaulle Étoile durağında inin. Sarı metro M1’e geçip 1 durak sonra George V istasyonunda inin. İstasyondan çıktığınızda Lido’nun önünde olacaksınız. İsterseniz bu 2. Aktarma yerine yaklaşık 500 m. Lik yolu yürüyerek de gelebilirsiniz.


6.Tekrar Trocadéro Meydanı :

Bu kez Eyfel’in gece manzarası ve ışık şovunu izlemek için geldik. İyi ki de gelmişiz.

Tracedero’dan Eiffel Manzarası

       

7. Zafer Takı-( Arc de Trimophe) :

Burayı son noktamız olarak seçtik, gece daha geç saate kalmadan otelimize dönmek için bu noktadan sonra otelimize döndük.

  • 50 metre yüksekliği, 22 metre eni olan bu yapı, Eyfel Kulesi’nden sonra Paris’ teki en önemli yapıların başında geliyor.
  • Charles de Gaulle Meydanı’nda yer alan kavşak 12 caddenin birleşim noktası.
  • İsterseniz asansör ile isterseniz 284 basamakla yürüyerek en üst katına çıkabilir ve Paris manzarasını bir de bu noktadan seyredebilirsiniz.
  • Terastan bakıldığında bir tarafında Şanzelize, diğer tarafında ise şehrin bir diğer ünlü takı olan La Grande Arche de La Defense’i görebilirsiniz.

Buraya Nasıl giderim ?

Trocadéro Meydanı’nda sırtınızı kuleye vererek ilerleyin. Meydanın bittiği yerde çıkar çıkmaz solunuzda kalacak Metro istasyonuna girin. Olduğunuz istasyondan M6’ya binip 3 durak sonra Charles de Gaulle Étoile durağında inin. Buradan Sarı hat M1’e geçin bu istasyondan 4 durak sonra Concorde durağında inin.  Place de la Concorde, Côté des numéros impairs çıkışından çıkarak sola döndün, 250 m ileride karşınızda göreceksiniz.

İlginizi Çekebilir :  Hollanda'da Görülmesi Gereken 9 Şehir

 2. Gün

 

Tüm gün DisneyLand Paris:

Disneyland çok büyük bir alana kurulu iki farklı park bölümünden oluşuyor. Her iki parkın tamamını tek günde tamamlayabilmek sanırım imkânsız. Hemen şunu da belirteyim ki siz devamını okurken benim içim rahat etsin, park içerisindeki alanları anlatırken -Türkçe karşılığı alet sanırım ama ben “lunapark aleti” olarak anlatmayı pek yakıştıramadığım için- attraction olarak dile getirdim:(  İki park toplamında 18 tane attraction’ı deneyimleme şansımız oldu ama yine de bitiremedik. Bu sayının sadece 6 olduğu arkadaşlarım varken, biz 18’i gördüğümüz için biz şanslı gruptuk diyebilirim 🙂 Parkın büyüklüğü ve geçirilen zaman hakkında kafanızda canlanması için küçük bir aktarım yapayım; biz gezmeye Disney Studios tarafından başladık. Neredeyse parkın tamamını tamamladık. Saat 10:00da açılır açılmaz girmemize ve yemeği de ayakta geçiştirmemize rağmen, saat 15:30da ancak Disneypark tarafına geçebildik. Dolayısıyla her yere girmek değil de zevkinize hitap edecek seçenekleri tercih ederek ilerlemek iyi bir seçim olacaktır. Eğer siz de bizim gibi yüksek adrenali içeren bölümleri seviyorsanız, aşağıda en sevdiğim attraction’ları da okuyarak, önceliği buraya vererek ilerleyebilirsiniz.

Disneyland ile ilgili çok detaylı bilgi içeren bir çok gezi yazısı yer alıyor, ben de önce bu yazıları inceleyerek yola çıktım. Detaylı araştırma sizi sıkıyor ise, ya da vakit probleminiz var ise o zaman en azından aşağıdaki nokta atışı bir kaç maddeye bakarsanız  size ipucu olabilir. Bir günlük planda maximum fayda sağlayabilmek için, hem zamanınızı hem de cebinizi koruyacak birkaç önerim;

  • Giriş biletlerinizi gitmeden en fazla 1 hafta önceye kadar resmi web sayfasından alırsanız, kapıdan alacağınız bilete göre tasarruf edersiniz. Biletleri aldıktan sonra basmayı ve giderken de yanınıza almayı aman unutmayın.
  • Sezona ve güne göre değişen bilet fiyatları var. Biz gelmişken her iki parkı da görmek istediğimiz için çift park seçeneğini aldık. Turumuz Pazar-Pazartesiydi . Pazar günü bilet fiyatları çift park 94€ iken Pazartesi için ise 64€’ydu. Tabi ki Pazartesi olanı aldık.
  • Hafta içi günler, hafta sonuna göre daha sakin olduğu için daha az sıra bekler ve daha fazla attraction’ı deneyimleyebilirsiniz. Pazartesi gününü tercih etmemizin bir nedeni de buydu.
  • Biletinizi iki park için alıyorsanız, parklar arasında içeriden geçiş olmadığı için, sakın biletinizi ilk parka girdikten sonra atmayın. Yeniden 2. Park girişinde de okutmanız gerekecek.
  • Park girişinde Information bölümünde park haritası ve bölümleri anlatan broşürler var. İçerisindeki bilgileri okuyarak tercihlerinizi yapabilirsiniz. Parkın bir de ücretsiz yükleyebileceğiniz mobil uygulaması var. Her attraction için o an için olası bekleme süresini güncel olarak uygulamadan takip edebiliyorsunuz ki biz bunu kullanarak ilerledik ve nereden nereye geçebileceğimiz kararını verirken ciddi bir zaman tasarrufu sağladık.
  • Ziyaret gününüz özel bir döneme denk geliyor ise- örneğin biz 25. Yıl kutlamalarında oradaydık- gün içerisinde ya da kapanış saatinde muhteşem bir özel gösterim yakalayabilirsiniz. Bunu app. İçerisinde entertainment bölümünden kontrol edebilirsiniz. Kapanışta 20 dakika süren, bugüne kadar eşi benzerine rastlamadığım, muhteşem bir görsel şov izledik, umarım siz gittiğinizde de benzer bir aksiyona denk gelirsiniz.
  • Sabah açılır açılmaz giriş yapıp( bizim gittiğimiz tarihte 10:00’dı), en fazla bekleme süresi olan attraction’dan başlayabilirsiniz. Muhtemelen günün ilerleyen saatlerinde bekleme süresi daha da artacaktır.
  • Her attraction önünde normal sıra yanında bir de single entry girişi var. Tek başımıza girersek korkmayacağımızı düşündüğümüz bölümlerde, buradan girerek neredeyse bekleme sürelerini yarı yarıya kısalttık.
  • Çok sıra olan bölümlerde,  ileri saatte gelip direk giriş yapmanıza olanak sağlayan fast track seçeneği var. Bir tanesi kullanılmadan yeni bir FT alınamıyor, buna dikkat.
  • Yemek için geçirilen zaman sizin için de kayıp zaman ise, o zaman yanınızda sandviç getirip hızlıca ve ekomomik olarak yemek kısmını da atlatabilirsiniz.
  • Park içerisinde WC’ler ücretsiz. Genel alanlarda sigara içmek yasak olduğu için, yine mobil uygulamadan olduğunuz bölüme en yakın sigara içme noktasını  ve WC’leri görüntüleyebilirsiniz.

Ben en çok yüksek adrenalin içeren attraction’ları seviyorum, 2. Sırada ise fantastik eğlence alanları geliyor. Siz de benzer tercihe sahipseniz, Disney Studios tarafında en öncelikli aşağıdakileri denemenizi öneririm;

TOWER of TERROR : Gerçekten muazzam keyifli ve full adrenalin deposu J  Terkedilmiş bir binada bir asansör içerisinde 12. Kata çıkıyorsunuz, sonrasını anlatmayayım ki heyecanı kaçmasın;)

RATTATOILLE : 4 boyutlu, belki 5-6 bile olabilir, çok keyifli bir bölüm. 3D gözlük ile, hareket eden bir platform üzerinde, sinema perdesindeki görüntünün içinde zaman geçiriyorsunuz

STUDIO TRAM TOUR : Bir otobüse binip film stüdyosu içerisinde güzel bir tur atıyorsunuz, bu sırada da film efektlerinin arka perdesini görüyorsunuz, kesinlikle keyifli.

ROCK’N ROLLER AEROSMITH : 360 derece dönüş manevraları da olan bir rollercoaster, heyecanlı ama merak etmeyin göründüğü kadar ürkütücü değil.

Tower of Terror

Gelelim DisneyPark tarafına ;

Bu bölümün tamamını gezmeye maalesef hiç yeterli vaktimiz kalmadı ve kalan bölümleri de görebilmek için kesinlikle bir daha gideceğiz. Biz bu alanı-  sanırım ortasındaki devasa Disney Şatosu yüzünden-  daha çok çocuklara yönelik olarak düşünmüştük ki büyük yanılgı olduğunu, saat 15:30’a kadar zaman kaybedince anladık. Halbuki asıl bizim için daha keyifli seçenekler bu bölümdeymiş. Bu park dört bölümlü ama gördüğüm kadarıyla her bölümde de ayrı ayrı adrenalin attraction’lar var. Bu kısımda neredeyse hiç sıra beklemeden tek tek ne varsa gezdikJ  gönlümü fethedenler :

INDIANA JONES AND TEMPLE : – çok çok keyifli bir rollercoaster. Zamanımız kalsaydı tekrar tekrar binerdik, o derece keyifli…

PIRATES OF CARIBBEAN:  Karanlık bir ortamda, çok büyük bir platoda, hareketli kuklaların arasında keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz. Korkunç olmamakla birlikte, eğlenceli demek daha çok yakışır.

BIG THUNDER MOUNTAIN: Biniş süresi hiç 60 dak. Altına düşmediği ve fast track için de zamanı kaçırdığımız için bunu deneyimleyemedik ve bence çok şey kaçırdıkL Uzaktan bakıldığında gelen çığlık sesleri ve önünde bitmeyen sıradan muhteşem bir attraction gibi duruyordu.


Buraya Nasıl giderim ?

Şehir merkezinde değilseniz önce metro ile merkeze inmeniz, ardından da bir RER istasyonundan RER_A ‘ya binmeniz gerekli. RER’de bineceğiniz yönü gösteren tabelalarda MİCKEY MOUSE işareti var, bu şekilde kolayca yönünüzü belirleyebiliyorsunuz. RER’de ineceğiniz durakta da yine MICKEY resmi var. Dİsneyland istasyonunda indikten sonra da 3-4 dakikalık bir yürüyüşle parka ulaşabiliyorsunuz.


Bir dip not daha; eğer biz kapanışta 25. Yıl şovuna kalmasaydık, bir de yorgunluktan pilimizi bitirmemiş olsaydık, bu akşam şehre döndüğümüzde çok beğendiğimiz Montemart’a tekrar giderdik. Ya da Champs Elysee ‘ye güzel bir akşam yemeği yiyebilir, biraz gezebilir, ya da Gallery La Fayette’e gidip buradaki atmosferi de görebilirdik ama inanın o kadar yorulduk ki, kalan son enerjimizi de otele ulaşabilmek için kullandık artık burası size kalmış.

 

Evet şimdi “@cotton_mel , eee  gezdin gördün de ne yedin nerde yedin? “Diye sorarsanız ;

Nerde ne yedik? Ne kadar ödedik?

Her yurtdışı gezimizde olduğu gibi, bu turumuzda da en hızlı ve en ekonomik karın doyurma seçeneklerini tercih ettik.  Yeri gelmişken bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, özellikle seyahatinizi bir tur şirketi ile yapıyorsanız ve serbest zaman içerisinde yemek için bir restauranta oturduysanız, oturma- kalkma süreniz için 1,5-2 saat bir zaman gerektiğini lütfen unutmayın ki yediğiniz yemeğin tadı kaçmasın. Biz de kıymetli zamanımızda şunları tercih ettik;

  • İlk gün öğle yemeği Mc. Donald’s menüsü, 8-10€
  • İlk gün akşam yemeği, Montemarte  Tepesi’nde Au Clairon des Chasseurs Restaurant. Kişi başı 16 €’ya fix menü bir yemek yedik. Menüde bölgenin meşhur Soğan Çorbası + Etli bir yahni yemeği + Dondurma/Pasta vardı ve hem doyurucu hem de lezzetliydi. Fransa’da yemeğinizi fix menü alırsanız, tek tek vereceğiniz yemek siparişine göre çok daha uygun bir fiyatla yiyebilirsiniz. Zaten her restoran’ın önünde menü seçenekleri ile birlikte fix menü seçeneği ve fiyatı yer alıyor, önce bakıp karar verip sonra oturmak iyi fikir.
  • 2. Gün öğlen yemeği, Carrefour’dan aldığımz hazır sandviçler, fiyatı 3-4€ civarı. Bu arada Disneyland’da yeme içme çok pahalı diye okuduğumuz, yanınızda muhakkak su-içecek-sandviç götürün önerisi aldığımız için de bunu tercih etmiştik ki fiyatlar ise abartıldığı gibi pahalı değildi.
  • 2. Gün akşam yemeği,  İstanbul Döner. Eğer siz de Rosny-sous-Bois bölgesinde konaklarsanız burayı tavsiye ederim, Hem her tür kebap seçeneği ve döner mevcut, hem 23:00e kadar açık. Fiyatları 8-15 € arasında değişiyor. Porsiyonları iki kişiyi doyuracak kadar büyük ve lezzetli. Yemeğin üzerine de çay ikram ediyorlarJ
  •  Bir de şehrin tatlı simgesi, rengarenk macaron’lardan bahsedelim. Bu şehirde en lezzetli macaronlar La duree pastanesinden alınır tavsiyesi ile hareket ederek, tanesi 2,10 €’dan alıp bir tadına baktık. Bununla birlikte şehrin hemen hemen her yerinde macaron bulabilmek mümkün, hatta ve hatta Montemart’a çıkan yokuşta macaronun tanesi 1€’ya satılan pastaneler de vardı.

 

Yukarıda anlattıklarımı okurken “@cotton_mel , eee yürünecek yere bile metroya gitmişsiniz, sürekli binmiş-inmişsiniz, biletiniz bol mu geldi? “ diye aklınıza geldiyse ;

Ulaşım işini nasıl hallettik? Ne ödedik?

  • Paris’te şehrin her yerine raylı ulaşım veya otobüs ile ulaşmak mümkün. Gideceğiniz yeri önceden planlamak ve dönüş saatlerini de dikkate almak kaydıyla ekonomik bir şekilde toplu ulaşımdan faydalanabiliyorsunuz.  Yine gitmeden önce epeyce detaylı şekilde araştırıp, “hangi taşıtta ne geçer, saat kaçtan kaça kadar kullanılır?” gibi sorularımızın yanıtlarına ulaşarak MOBILIS almaya karar verdik. Mobilis’in farklı seçenekleri var, tüm toplu taşımalarda sınırsız aktarma yapabiliyorsunuz. Yalnız dikkat etmeniz gereken 2 konu var;

1- Mobilis’i gezi planınızda olan yerlere ve bunların hangi Zone’larda olduğuna göre almalı, ya da bileti aldığınız zone’a göre gezi planınızı oluşturmalısınız,

2- Mobilis’in geçerlilik süresi 24 saat değil, ilk kullanıldığı günün sonuna 00:00’a kadar. Bu da şu demek oluyor, akşam 20:00’da ilk kullanımı yapsanız da o gece 23:59’da biletinizin geçerlilik süresi sona erer.

Şehir ulaşım ağı olarak 5 Zone’a ayrılmış. Zone’ları içiçe geçmiş halkalar gibi düşünebilirsiniz, örneğin şehir merkezi Zone 1 iken, bizim kaldığımız otel Zone 2, Disneyland ise Zone5’te yer alıyordu.

Dolayısıyla biz 1. Gün otelimizin önünden geçen otobüs ile, tek binişlik bir bilet alarak ( fiyatı 2 € ve otobüs şoföründen alınıyor) Zone 2 ‘deki Metro istasyonuna geldik.  İlk gün gezi planımız tüm gün Zone 1 içerisinde olacağı için, Metro istasyonundaki bilet gişesinden tek günlük Mobilis- Zone 1-2  aldık. Fiyatı 7,5 €. Bu biletle gün içerisinde sınırsız aktarma yapma şansımız oldu ve hızlıca hareket edebildik. Şayet 2. Gün de aynı zone içerisinde kalacak olsaydık, ertesi gün için de aynı seçenekten alabilirdik. Siz 2. Gün Disneyland’a gitmeyecekseniz bu şekilde alabilirsiniz.  Biz ertesi gün Disneyland planladığımız için, bir günlük de Zone 5 bileti aldık. Gece 00:00 itibariyle ve tüm ertesi gün de bu bileti kullandık. Fiyatı 17.80 €. Gideceğiniz dönem için Mobilis güncel tarifesini resmi sayfasından kontrol edebilirsiniz (https://www.ratp.fr/en/titres-et-tarifs/mobilis)

  • IOS haritalar ve Google map kullanarak, bir yerden bir yere nasıl gidebileceğinizi adım adım görebiliyorsunuz. “Hangi otobüs saat kaçta sizin beklediğiniz durakta olur, hangi durakta inmelisiniz, toplam yolculuk süreniz ne olur?” gibi bilgileri de ayrıntılı olarak anlatıyor. Tabi telefonunuz yurtdışı dolaşıma açık ve internet paketiniz var ise 🙂
  • Metrodan metroya aktarma yaparken, tekrar bilet okutmadan geçebiliyorsunuz. Yalnız eğer turnikeden bileti okutarak geçtiniz ve metroya binmekten de vazgeçtiyseniz, dönüp başka bir duraktan binmeye karar verdiğinizde biletinizin turnikeyi açmadığını göreceksiniz. Sanırım biletin arka arkaya usulsüz kullanımını engellemek için böyle bir güvenlik oluşturulmuş. Siz de bizim gibi elinizde sınırsız aktarmalı bir bilet varken turnikenin altından sürünerek ya da üstünden atlayarak geçmek zorunda kalmak istemezseniz, planınızı son saniyede değiştirmeyin derim 🙂

 

Paris deneyimlerimi umarım keyif alarak okumuşsunuzdur ve fikir alabileceğiniz bir kaynak olmuştur.

Bol eğlenceli, keyifli, harika seyahatler dilerim.

@cotton_mel

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 comments

  • Paris 2 günde bitirilemeyecek bir şehir ama herkesin tamamını gezecek kadar vakti olmayabiliyor. Paris için 2 günlük gezi rehberi vakti kısa olup şehrin önemli noktalarını gezmek isteyenler için güzel bir liste olmuş Paris gezisi için gereken bütçeyi de unutmadığınız için ayrıca teşekkürler