Stockholm Gezi Rehberi-İsveç

Stockholm, İsveç’in başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri. Birkaç günde şehirde neler yapabilirim diyorsanız buyurun Stockholm gezi rehberi sizin için burada.

Öncelikle tarihi dokusu oldukça iyi korunmuş bir kentte bulunuyorsunuz. Gördüğünüz binalara hayran kalacaksınız. Renk renk boyanmış, aynı boyda dizilmiş Baltık mimarisini yansıtan evlerin suya yansımalarını izleyerek,  kuzeyin sakinliğini, hiç acelesi olmayan insanların huzurunu hissederek gürültüden uzak keyifli bir tur yapabilirsiniz. Ben seyahatimi Eylül ayında yapmıştım ve hava sıcaklığı akşam biraz düşse de İstanbul’dan çok farklı değildi. Kış aylarında planlanan tatiller için tedarikli gitmekte fayda var, malum kutuplara birazcık yakınsınız.

Stockholm’de güzel bir gün batımı

Stockholm isminin de yansıttığı üzere 14 tane takım ada üzerine kurulmuş bir şehir. Kütük veya sağlamlaştırma anlamına gelen “stock” ile adacık anlamına gelen “holm”  kelimelerin birleşimi şehrin ismini oluşturmuş. İsveç Schengen ülkelerine dahil olduğundan ülkeye giriş yapmak için Schengen vizesine ihtiyacınız var. Para birimi İsveç kronu, birçok yerde euro da geçiyor. Para birimimize dönüştürünce oldukça pahalı bir başkent Stockholm, fakat kısa bir tatil planlıyorsanız çok da dert etmemek keyfini çıkartmak lazım.

Mimarisini çok sevdiğim City Hall’dan bir kare

Ulaşım ağı oldukça gelişmiş bir başkent olan Stockholm’de metro ve feribot ile kolaylıkla gezebilirsiniz. Yalnız metro için “M” harfi değil “T” (Tunnelbana) sembolünü arayacaksınız, aklınızda bulunsun. Mutlaka metroyu kullanmanızı öneririm çünkü birçok metro istasyonu sanatçılar tarafından boyanarak adeta sanat galerisine dönüştürülmüş. Stockholm için dünyanın en uzun sanat galerisi diyorlarmış, bence inip bir göz atın mutlaka. Hava müsaitse bisiklet de kiralayabilirsiniz, oldukça fazla bisiklet kullanıcısı var ve yollar bisikletler için güvenli hale getirilmiş.

Stockholm metrosu

Gezilerin vazgeçilmez bölümü geleneksel tatlara gelince; ekmeğin üzerine bir sürü malzeme koyup hazırladıkları açık sandviç smørrebrød, birçok yemeğin hatta etlerin bile yanına koydukları dağ kızılcığı, tüm zamanların favorisi pembe şekerden bir gülle taçlandırılmış prenses pastası prinsesstarta, İsveç köfteleri, elbette olmazsa olmaz somon balıkları ve kaliteli kahvelerini mutlaka denemenizi öneririm. Bir de Slingerbulten isimli salaş bir restoranda yediğim tütsülenmiş geyik etini şiddetle tavsiye ediyorum. İlk kez geyik eti yediğimden mi bu kadar lezzetli geldi bilmem ama yazarken bile ağzım sulanıyor.

Icebar severseniz veya daha önce gitmeyip merak ediyorsanız Stockholm’de Icehotel’in bir Icebar’ı bulunuyor. Tahmin edebileceğiniz gibi içeride bardaklar, koltuklar, duvarlar her şey buzdan yapılmış. Özel bir kıyafet ve eldiven giyiyorsunuz. Bazen kalabalık oluyor, gitmeden internet sitesinden randevu alabilirsiniz. (https://www.icebarstockholm.com/book-icebar/) Giriş bir içki dahil online randevu alıp giderseniz 199 SEK, randevusuz 210 SEK alkolsüz içkileri de var. İçeride maksimum 45 dakika kalabiliyorsunuz. Zaten isteseniz de daha fazla kalamazsınız, zira -7 derece zorluyor birazcık.

Genel bilgileri verdiğime göre gelelim Stockholm gezilecek yerler listesine.

GAMLA STAN

Şehrin en turistik bölgesi eski şehir meydanı Gamla Stan. Oturup keyifle kahvenizi içebileceğiniz, buranın ruhunu hissedebileceğiniz klasik bir Avrupa meydanı şeklinde bir yer. Burada 1200’lü yıllarda inşa edilmiş Riddarholmen Kilisesi’ni görebilirsiniz.

Ayrıca Nobel Müze’sine girip gezebilirsiniz. Ben pek anlamlı bulmadığımdan müzeye girmedim, girerseniz içeride Nobel ödüllerinin tarihi, kimlere verildiği gibi bilgileri alabilirsiniz. Giriş ücreti 100SEK.

Meydanda her köşeden inanılmaz leziz tatlı kokuları geliyor. Bu kokulara karşı koymak istemezseniz Chokladkoppen isimli mekanda meşhur tatlılarından prinsestarta yemenizi ve esaslı bir kahve içmenizi önerebilirim.

CITY HALL

Sokaklarda kaybolarak yürürken tesadüfen girdiğim bir sokaktan sonra karşıma çıkan mekanın bahçesi inanılmaz bir mimariye sahip. Sıcak tuğla rengi tonları ve peyzaj birbirine çok yakışmış, karşınızdaki kapıdan da denizi görmeniz keyifli bir seyir sunuyor.

 

ROYAL PALACE

Avrupa’daki en büyük saraylardan biri olan bu sarayı hakkını vererek oldukça fazla zamanınızı alabilir. 1700’lerde inşa edilen sarayın tam 600 odası var ve hepsi çeşitli etkinlikler için kullanılıyor.

Birçok odası kraliyet eşyaları ile donatılmış durumda, dışı kadar içi de ihtişamlı bir saray.

Ayrıca sarayın önünde her cumartesi ve Çarşamba 12.15, Pazar günleri 13.15’te üniformalı askerlerin ve ihtişamlı bir bandonun katıldığı nöbet devir teslim töreni oluyor. Saatlerinizi ayarlayın ve kaçırmayın derim. Sarayın giriş üçreti 100 SEK.

İlginizi Çekebilir :  İsveç'in Keşfedilmeyi Bekleyen En Güzel 10 Yeri

DJURGARDEN ADASI

Bir zamanlar İsveç kraliyet ailesinin av mekanı olan ada günümüzde birçok müze ve yaşam alanını bünyesinde barındırıyor. Orijinal parçalarının büyük oranda korunduğu ünlü Vasa Müzesi bu adada bulunuyor. Müzeye girdiğinizde Vasa ile ilgili filmi izleyebilir sonrasında bu heybetli savaş gemisini ziyaret edebiliriniz. Hikayesi kısaca şöyle; 10 Ağustos 1628 tarihinde bu savaş gemisi Stockholm limanından ayrılmak üzere yelken açmış. Henüz yeni inşa edilmiş olan bu gemiye tahttaki Vasa soyunun arması olan Vasa adı verilmiş. Güçlü gemi liman çıkışına doğru yavaş yavaş yol alırken, aniden şiddetli bir fırtına çıkmış. Vasa yana yatar ancak kendi kendine tekrar toparlanır. İkinci bir fırtına darbesi gemiyi yan yatırır. İçeri su dolar. Vasa, 150 tayfasının büyük kısmını kendisiyle beraber dibe batırır. Vasa’nın tekrar gün ışığını görmesi, 333 yılı bulmuş.

Ayrıca bu adada benim çok sevdiğim bir mekan Skansen Açık Hava Müzesi’ni mutlaka gezmenizi öneririm. Oldukça büyük ve keyifli, biraz fazla zaman ayırabilirsiniz. İsveç doğal yaşamının korunması ve unutulmaması için tasarlanmış bu parkta zooloji parkı, odun çiftlikleri, doğal yaşam alanları, çiftlik evleri, eski köy yaşantısını içinde çalışanlarıyla birlikte yaşatan fırınlar, çocuk oyun parkları ve birçok tesis var. Halkın da hafta sonları çocuklarıyla doğal yaşamla yakınlaşmak için keyifle zaman geçirdikleri bir yer.

Bence bunları yapmadan dönme;

  • Eski şehir meydanında kahve içip tatlı yemeden
  • Metrosuna inip galerilere bakmadan
  • Skansen’de doğal köy hayatını görmeden
  • Lezzetli balıklarından yemeden
  • Kuzeyin sakinliğini ve huzurunu depolamadan
  • Icebar’da donmadan dönmeyin.

Keyifli keşiflerde buluşmak dileğiyle. Bol seyahatler dilerim.

 

 

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 comments

  • Geçen yaz kısa bir süre geçirsim bu güzel şehirde. Başlı başına gidilip gezilmesi gereken bir şehir. Çok beğendim👍

    • Yorumunuza çok teşekkür ederim Kemal Bey ☺️ Bende kısa bir süre 4gün kaldım ve ferahlığı, gürültüden uzaklığı, nezihliği, bir de buram buram tatlı kokan sokakları kaldı aklımda. Diğer Baltık ülkelerini içeren bir tur yaptığımda tekrar uğramak isteğiyle ayrıldım.