Tayland (Bangkok ve Pattaya)

Uzak doğu ile tanışmamı ve çok sevmemi sağlayan ülke Tayland ! Tezatlıkların, nazik ve sevimli insanların, bir de çok sevdiğim fillerin yaşadığı güzel ülke!

Ben Tayland seyahatimi Temmuz ayında yaptım. Temmuz-Ağustos ayları oranın muson yağmurları zamanı. Tatilim berbat olur mu diye endişelenmeme rağmen yalnızca iki kez yağmura yakalandım, onlar da yarım saatten fazla sürmedi. Marketlerde çok ucuza bulabileceğiniz yağmurluklardan çantanıza attığınızda sorunsuzca gezinize devam edebilirsiniz.

İstanbul’dan Bangkok’a direkt uçuşlar ortalama 10 saat sürüyor. Benim uçuşum Türkmenistan aktarmalı olduğundan biraz daha uzun sürdü. Uçuş ücretini aktarmalı uçuşlarla daha ucuza getirebilirsiniz. Hem de kesintisiz uzun bir uçuş sanırım benim için daha sıkıcı olurdu. Aktarmalı uçuştan dolayı gayet memnundum kısacası.

Tayland para birimi baht (THB). Yaklaşık 10 baht 1 tl gibi düşünebilirsiniz. Gitmeden Türk liranızı Euro yapıp, gittiğinizde de Bahta çevirmeniz gerekiyor. Birçok yerde baht olarak ödüyorsunuz. Havaalanında daha yüksek kur farkı uyguluyorlar. O nedenle indiğinizde havaalanında az bir miktar bahta çevirip, merkeze geçtiğinizde herhangi bir döviz bürosundan paranızı bahta çevirmenizi öneririm. Ayrıca kredi kartı dolandırıcılığının en fazla olduğu ülke burası, o nedenle mümkünse kredi kartı kullanmayın. Özellikle Pattaya’da bahsedeceğim walking street’te asla kullanmayın. Kartınızı kolayca kopyalayıp limitinizi tüketebilirler.

Tayland’da gezilecek yerlere geçmeden önce birkaç genel bilgi ve izlenimlerimi aktarmak isterim size. Tayland halkı turistlere çok saygılı öncelikle, ilk dikkatimi çeken şey bu olmuştu. Çok nazikler ve çarpmamaya hatta dokunmamaya özen gösteriyorlar. Orada yaşayan arkadaşımdan aldığım bir bilgiye göre halkın bir kısmı da turistleri hiç sevmiyormuş. Turistleri kültürlerinin bozmaya teşvik eden insanlar olarak görüyorlarmış. Çünkü gerçek tay kültüründe açık kıyafetler giymek, alkol tüketmek, sex turizmi gibi olaylar yokmuş. Gezim sırasında bir öğrenci grubuna denk gelmiştim. Tıpkı bizdeki gibi formaları vardı üstlerinde, saçları iki yandan örgülü, etekleri dizlerinin altında ve yanında ebeveynleri ile birlikteydiler.

Bunun yanında Taylar insanlara olduğu kadar hayvanlara da oldukça saygılılar. Yolun kenarında görebileceğiniz fareler ve sincaplar bile sizden kaçmıyor, çünkü halk tüm hayvanları ayrım gözetmeden besliyor ve seviyor. Fil ve maymun onlar için kutsal hayvanlar. Çok lezzetli minik muzlar satıyorlar onları beslemeniz için, eğer alıp siz yerseniz de tuhaf tuhaf bakıyorlar. Kendileri bile pek yemiyorlarmış o muzlardan filleri ve maymunları beslemek için yetiştirirlermiş. Monkey banana dışında oldukça lezzetli mangolar, rambutan, ananas, mangosteen ve Hindistan cevizi yemenizi ve içmenizi tavsiye ederim. Yalnız Durian isimli meyveden uzak durun. Otellere sokulması bile yasak olan ve hem tadı hem kokusu çok çok kötü bir meyve kendisi.

Bir de Tayland’ın Sky Bar’ları meşhurdur. Yüksek binaların ve otellerin terasları bar ve pub olarak kullanılıyor, oldukça keyifli. Ben Bangkok’ta Above Eleven, Pattaya’da Hilton’un teras barını denedim, ikisi de çok keyifliydi. Fiyatlar konusunda endişelenmeyin, bizim ülkemizdeki gibi alkol fiyatları barda markettekinin üç katı değil. Markette görebileceğiniz fiyatları publarda bulabilirsiniz.

Ayrıca, Tayların selamlaşma şeklini de öğrenin çünkü orada bolca kullanacaksınız. Elleri göğsün önünde birleştirip hafifçe eğilerek selam veriyorlar. Bu hareketi selamlaşma, uğurlama veya teşekkür amaçlı da kullanıyorlar. Girdiğiniz dükkanlarda, restoranlarda veya birçok yerde karşılaşacaksınız, sizden de aynı şekilde karşılık vermenizi beklerler. Bizdekinden daha hijyenik bir selamlaşma olduğundan ben sevdim açıkçası.

BANGKOK’TA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

 

 WAT TRİMİTR (Altın Budha tapınağı)

İçerisinde 5 ton saf altından yapılmış devasa bir Budha heykelinin olduğu tapınak Wat Trimitr. Her tapınakta olduğu gibi girmeden ayakkabılarınızı çıkarmanız ve üstünüzde kolları-bacakları açıkta bırakan bir kıyafet varsa bir şalla örtmeniz gerekiyor. Tapınak girişlerinde cüzi bir miktar karşılığında şal veriyorlar fakat herkesin kullandığı pek de hoş kokmayan şalları kullanmak istemezseniz çantanızda bir tane bulundurmanızı öneririm.

Tapınağın önünde resimdeki gibi sabuna benzeyen mumlar görürseniz bağış kutusuna küçük bir meblağ bırakın. Mumun üstüne dileğinizi kazıyın, kaynayan yağın içine atıp başkalarının dilekleriyle karıştırın, karışımdan bir kepçe alıp kocaman bir dilek mumu olması için kalıba boşaltın. Tüm bunları yaparken dileğinizi içinizden tekrarlayabilirsiniz. Böyle şeylere pek inanmamama rağmen seremoni oldukça keyifli geldi bana.

     

Bir de tapınakların önünde turuncular giymiş keşişler göreceksiniz. Fotoğraf çekinmek isterseniz öncelikle izin isteyin ve kesinlikle dokunmayın. İnançlarına göre kadınlara dokunmaları yasakmış.

WAT PHO (Yatan Budha Tapınağı)

Kocaman bir yatan Budha heykelinin olduğu aynı zamanda içerisinde masaj okulunun ve eski Tayland krallarının onuruna dikilen anıtların yer aldığı büyük bir tapınak Wat Pho. Bahçesinde ters olarak konulmuş çanlara benzeyen şekillerde dikilmiş anıtlar var. Her anıtın köşesinde kim için olduğu yazıyor. Üzeri de oldukça güzel şekilde çiçeklerle süslenmiş. Yatan Budha heykelinin olduğu tapınakta yerlere bırakılmış birçok bronz kase göreceksiniz. Tapınağın ihtiyaçlarının karşılanması için bağış amaçlı bırakılmışlar. Yine ayakkabıların çıkarılması, omuz ve bacakların kapatılması, sessiz olunması önemli kurallardan birkaçı.

İlginizi Çekebilir :  Tayland'da Keşfedilmeyi Bekleyen En Güzel 7 Mağara

Bunların dışında Wat Arun, Wat Saket, Wat Suthat tapınaklarını da ziyaret edebilirsiniz. Ben bu ikisini merak ettiğimden diğerlerine zaman ayırmadım. Onca yol yorgunluğundan kurtulmak için Bangrakspa isimli masaj merkezinde iki saat süren muazzam bir masaj keyfi yapmayı tercih ettim. Tüm gece deliksiz uyumuşcasına dingin bir şekilde çıkacağınıza garanti veririm. Mutlaka Tayland’da masaj yaptırın.

SEA FOOD RESTAURANT

“Eğer yüzüyorsa bizde vardır” sloganıyla isim yapmış enteresan bir restoran. Fiyatları normalin biraz üzerinde ama başka bir yerde deneyimleyemeyeceğinizi düşünüyorum bu konsepti. Önce market arabalarıyla deniz ürünlerinizi ve salata malzemeleriniz satın alıyorsunuz. Masanıza geçtiğinizde garson yanınıza geliyor ve aldıklarınızı nasıl pişireceğini söylüyorsunuz. Bence büyük kısmını garsona bırakın çünkü oldukça farklı soslar ve farklı pişirme teknikleri var. Sonrasında masanıza gelen lezzetlerin keyfini sürün.

PATPONG NIGHT MARKET

Gece pazarları hediyelik eşya veya kendi alışverişinizi yapabileceğiniz güzel yerlerden. Bangkok’ta da Pattaya’da da mevcut ve oldukça fazla çeşit var. Dikkat etmeniz gereken en önemli şey satıcının söylediği parayı sakın çıkarıp vermeye kalkmayın. Tüm satıcıların elinde hesap makinesi göreceksiniz. Size söylenen ücretin yarısından daha azını yazın makineye. O düşürsün siz artırın ve ortada buluşun. İlk söylediği fiyattan çok çok düşürmenize rağmen yine de kar ettiğinden emin olabilirsiniz. Orada alışveriş sistemi böyle işliyor.

FLOATING MARKET

Tayland ülkesinde olan Bangkok’un meşhur yüzen pazarları oldukça değişik bir alışveriş deneyimi sunuyor. Küçük motorlu teknelerle kanallar boyunca ilerliyorsunuz. Kanalların etrafında halkın yaşadıkları orijinal Tay evlerinin görebilirsiniz. Birçoğu oranın ağacı olan ve suda yaklaşık 500 yıl dayanabilen tik ağacında yapılmış evler. Pazar kısmına geldiğinizde ise isterseniz tekneden inerek, isterseniz yanınızdan teknelerle geçen satıcılardan bir şeyler alabilirsiniz.

Burada bir de tik ağacı atölyeleri var. Ustalar ellerinde küçük bir çekiç ve şekillendirici aletlerle muazzam çalışmalar yapıyorlar. Vaktiniz varsa durup izleyebilirsiniz.

SIAM NİRAMİT

İçinde Thai Köy yaşantısını anlatan yerleşkenin bulunduğu bir gösteri merkezi burası. Gece showları genelde ilgimi çekmez fakat iyi ki görmüşüm dediğim bir gösteriydi Siam Niramit Show. Sahnenin böylesine etkili ve efektif kullanıldığı başka bir show görmemiştim. Kendi tarihlerini sahne performanslarıyla anlatan inanılmaz renkli ve büyüleyici bir gösteri. Bence izlerseniz pişman olmazsınız.

PATTAYA’DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

THE MILLION YEARS STONE PARK & CROCODILE FARM

Milyon yıllık taşlaşmış ağaçların muhteşem bir peyzajla birleştirilerek sunulduğu çok huzurlu bir park burası. Gezerken her yerden kuş sesleri geliyor ve etrafınızdaki bitkileri izleyerek yürümek daha da keyifli geliyor. Burası aynı zamanda bir Hayvanat Bahçesi. İlginizi çekerse kaplanlarla, timsahlarla veya yılanlarla fotoğraf çektirebilirsiniz. Hayvanların uyuşturulmadıklarını sadece eğitildiklerini söylüyorlar, hayvan hakları açısından oldukça rahatsız edici ve gerçeği bilemeyeceğimden dolayı doğruyu söylediklerini umarak ayrıldım oradan.

PATTAYA VIEW POINT

Geniş açılı bir Pattaya manzarası sunan bir yer burası. Benim gibi muson zamanı giderseniz yukarı çıkarken yorulup terleyip, tepede esen rüzgarla biraz keyif yapabilirsiniz.

BIG BUDDHA MOUNTAIN

View Point’e oldukça yakın bir noktada bulunuyor. Tepeye konumlandırılmış bir tapınak ve büyük Budha heykellerinin olduğu, tenha anını yakalarsanız oldukça huzurlu bir mekan. Ayrıca şehir manzarasına da hakim.

 

WALKING STREET

Çok fazla detaya inmeden anlatmam gereken bir yer burası J Barlar sokağı benzeri bir yer  diyebiliriz. Aradığınız her türlü eğlenceyi bulabileceğiniz bir yer de diyebiliriz ayrıca. Sokağa girer girmez yanınıza gelenler kendi mekanlarının tanıtımlarını resimlerle destekleyerek yapıyorlar. Uç noktalarda şeyler görmek istemiyorsanız Sensation a Go Go, Lucifer Disko, Beer Garden tavsiye edebileceğim yerlerden birkaçı. Gerisini keşfetmek zevkinize ve tercihlerinize kalmış. Kredi kartı kullanmamanızı tekrar hatırlatıyorum!

KO LAN (Mercan Adası)

Hint Okyanusu’nda yüzmek isterseniz Pattaya sahilden kalkan teknelerle oldukça sarsıntılı bir yolculuk sonrasında bu adaya ulaşabilirsiniz. Gel-git hareketlerinden dolayı sahilin görünümü oldukça sık şekil değiştiriyor. Eğer deniz çekilmişse deniz kestanelerine dikkat edin ve mutlaka koruyucu ayakkabıyla girin. Ben gittiğimde yapamadım fakat sanırım burada dalış da yapılıyormuş. Nemden bunalıp kendini denize atmak kesinlikle iyi geliyor fakat güneşe dikkat. Bulutların arkasında bile olsa ve hissettirmese de güneş inanılmaz yakıyor. Benim gibi beyaz tenliyseniz en yüksek koruma faktörünüzü sürün ve bence güneşlenmeyin. Zira ben bu ikisini de yapmama rağmen oldukça kötü yandım. Bu durumda da tavsiyem her eczanede bulabileceğiniz aloe veralı sunburn jellerden alın. Oldukça rahatlatıyor.

NONG NOOCH TROPICAL GARDEN

Oldukça büyük, peyzaj tasarım ödülleri almış, birçok bitki çeşidinin bulunduğu bir bahçe burası. Uzun uzun gezmek isterseniz bir tam gününüzü alabilir. Benim en sevdiğim kısım French Garden idi. Oldukça simetrik kesilmiş çalılar ağaçlar ile güzel bir Versailles bahçesi yaratılmış. Ayrıca burada Tay kültürüne ait showlar da düzenleniyor. Fil gösterileri, Muay Thai ya da dans performansları bunlardan birkaçı.

Bence bunları yapmadan dönme;

  • Geleneksel yemekleri olan Pad Thai yemeden
  • Monkey banana satın alarak fil, maymun ve zürafaları beslemeden
  • Tropikal meyvelerinden yemeden
  • Oraya has bir tür olan Tayland lemurunu elinize alıp okşamadan (gerçekten çok şirin)
  • Sky barlarında oturup manzaranın tadını çıkartarak bir şeyler içmeden
  • Ormanda file binip gezmeden
  • Tayland Masajı yaptırmadan dönmeyin.

Keyifli keşiflerde buluşmak dileğiyle. Bol seyahatler dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 comments

  • Bangkok da gezilecek yerler ve tadılacak lezzetler listeniz buraya gitmeden önce plan yapmamda çok yardımcı oldu sayenizde daha planlı bir gezi yaptık özellikle hayvanları beslemesi çok eğlenceliydi farklı kültürleri görmek isteyenlere taylandı gezmelerini tavsiye ederim

    • Beğenmenize ve keyifli rotanıza katkı sağladığıma çok sevindim. Yaşadığımız kültürden farklı yerler görmek zenginleştiriyor ve gerçekten hoş bir deneyim uzak coğrafyaları keşfetmek…